Zamanı Yönetebilme Refleksi

Ramazan YÜKSEL

ZAMANI YÖNETEBİLME REFLEKSİ
İnsanın günde 24 saati vardır. Her biri altın lira kıymetinde olan bu vakit, harcandığı anda geri dönmez. Asıl mesele bu altınları harcamak değil, nereye ve nasıl harcandığını bilmektir.

Zamanı yönetmek çoğu zaman katı planlar, cetveller ve listelerle anılır. Oysa hayat bu kadar mekanik değildir. Mutlak bir planlama, insanı disipline etmez; aksine hayatı sıkıcı, takip edilemez ve yorucu hâle getirir. Plan araçtır, amaç değildir.

Bu nedenle önce organik ve doğal yaşamayı esas almak gerekir. Evet, bir süre kalemle, kâğıtla, çeteleyle ilerlemek faydalıdır. Ancak asıl hedef; bu düzenin kişinin karakterine, reflekslerine ve davranışlarına yerleşmesidir. Yani insanın doğru olanı düşünmeden yapabilme yeteneği kazanmasıdır.

Öncelikler meselesi burada belirleyicidir. İnsanın kendi kazanç getiren işi, kendi sorumluluk alanı ve yakın dairesi; başkalarının hayallerinden, başkalarına ait tali önceliklerden önce gelir. Aileyle geçirilen nitelikli zaman, çoğu zaman dışarıda harcanan uzun saatlerden çok daha kıymetlidir.

Sosyal hayat da disipline muhtaçtır. Plansız bırakıldığında zihni yorar; planlı olduğunda ise insanı rahatlatır. Tıpkı ilaç gibi… Faydalı olması için dozunda alınması gerekir. Gün içindeki her işin, her temasın ve her meşguliyetin bir çerçevesi olmalıdır.

Aile içinde bu reflekslere sahip tek bir kişinin varlığı bile yeterlidir. Bu hâl zamanla diğer fertlere sirayet eder, zorlamadan ve öğretmeden. Böylece aile, kendi doğal döngüsünü ve ekosistemini oluşturur.

Aynı etki çevreye de yansır. İnsan, pusulasını daima doğruya ayarlı tuttuğu sürece; plan bozulsa da yön kaybolmaz.

Sonuç olarak zaman yönetimi bir çizelge meselesi değil, bir bilinç ve refleks meselesidir. Yazıyla başlar, alışkanlıkla devam eder ve nihayetinde insanın tabiatının bir parçası hâline gelir.