İtidal-i Dem / Soğuk Kanlılık
İtidal-i Dem / Soğuk Kanlılık
Önceki gün Türkiye sınırını ihlal eden üçüncü füze vakası yaşandı. Sonuncusu, İncirlik Hava Üssü yakınlarında NATO hava savunma sistemlerince saniyeler içinde etkisiz hâle getirildi.
Bölgenin huzur ve barış umudu olan tek ülke Türkiye’dir. Türkiye'nin savaşa sürüklenmesi ve savaşın tarafı hâline getirilmesi, nerede duracağı belli olmayan bir yangının içine çekilmesi anlamına gelir.
Son kırk yıldır duyguların parçalandığı bu coğrafyada, insanlar arasındaki güven de ciddi biçimde zedelenmiştir. Bu zedelenmenin en zayıf noktası olarak mezhep mensubiyeti üzerinden bir kurgu inşa edilmiştir.
Oysa mezhepler din değildir. Mezhepler, dinin amelî (fıkhî) alanında; İslam’ı yaşama ve anlama sürecinde ortaya çıkan sorulara verilen cevapların oluşturduğu yorum yollarıdır. Bu yönüyle mezhep, hayatın akışı içinde dini idrake yardımcı olan bir çerçevedir.
Şimdiye kadar bu konuya dikkat çekmek için yazılıp çizilenlerin sebebi de tam olarak buydu: Bu günlerin gelebileceğinin kuvvetle tahmin edilmesi ve gelinen noktanın alarm vermesiydi.
Artık soğuk kanlı davranıp zihin kodlamalarımızı acilen gözden geçirmemiz gerekiyor.
Başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere bu konuda söz söyleyenlerin gerçek birlik ve beraberlik çağrılarına kulak vermek gerekir.
Kaos dönemlerinde insanların sakince düşünmeleri kolay değildir; hatta çoğu zaman mümkün de değildir. Yıllarca süren yazılı ve görsel manipülatif etkilerin oluşturduğu düşünce kalıplarına takılmadan hareket etmek gerekir.
“Geminin direği ne renk olsun?” tartışmalarını kapatıp, ülkemizin bekâsı ve Ortadoğu’nun huzuru söz konusu iken iç çekişmelerin ve tartışmaların anlamsızlaştığı bir sınıra doğru ilerliyoruz.
Tekrar edelim:
Soğukkanlı olun.
Soğukkanlı kalın.