İrtifa, Sorumluluk ve Zekât
İrtifa, Sorumluluk ve Zekât; Yükselen uçaklar, yerde bir yere çarpma hesabı yapmaz. İrtifa arttıkça, aşağıdaki detaylar görünmez olur. Mali olarak yükselenler için de benzer bir körlük riski vardır. En alt gelir katmanları, mesafe arttıkça gözden uzağa düşer. Oysa İslâm, insana basit ama sarsıcı bir ilke teklif eder: “Onların hakkını ver.”
Zekât, ibadet oluşuyla insanı; hak temelli yapısıyla toplumu ayağa kaldırır. Bu yönüyle zekât, yalnızca bireysel bir hassasiyet değil, toplumun iç dengesini koruyan kurucu bir mekanizmadır. Sermayenin belirli ellerde yoğunlaşmasını engellerken, alt katmanları yukarı doğru iten bir denge unsuru olarak çalışır. Modern dünyada “sosyal adalet” başlığı altında aranan pek çok çözümün, sahici ve yerleşik karşılığı burada durmaktadır.Zekâtın toplumsal etkisi, katmanlar arasındaki görünmez duvarları yıkmasında kendini gösterir. Üst gelir grubunda olan için zekât, sadece vermek değil; aşağıyı fark etmektir. Alt gelir grubunda olan içinse mesele, merhamete muhatap olmak değil; hakkını almaktır. Bu ayrım, toplum psikolojisi açısından belirleyicidir. Hak üzerinden kurulan bir paylaşım düzeni, minnet üretmez; onur üretir. Onur ise toplumsal barışın en sağlam harcıdır.
Yüksek irtifada uçan bir uçak, o irtifayı koruyabilmek için belli bir hızın altına düşemez. Aksi hâlde düşüş kaçınılmazdır. Maddi olarak belli bir seviyeye ulaşan insan için de durum farklı değildir. Sahip olunan imkân arttıkça, onu taşıyacak manevi sorumluluklar devreye girer.
Zekât bu noktada bir tercih değil, denge unsurudur. Uçaklar fizik yasalarına tabidir; insan ise Allah’ın koyduğu manevi yasalara. Bu yasalar ihmal edildiğinde sonuç değişmez: İrtifa kaybı.
Örneğin altın, zekâta tabidir. Çünkü o altının üzerinde görünmeyen bir manevi ağırlık vardır. İnsan bu ağırlığı kendi iradesiyle üzerinden alırsa bunun adı zekât olur; bir temizlenme, bir arınma olur. Ancak bu yük bırakılmaz, biriktirilirse; zamanla kir hâline gelir. O noktadan sonra irade devreden çıkar, başka sebepler devreye girer. Bir gün gelir, biriken bütün kirler tek seferde ve farklı gerekçelerle insanın elinden alınır.
Zekât, kayıp değil; iradeyle yapılan bilinçli bir tercihtir. Asıl kayıp, bu tercihin ertelendiği yerde başlar. Bu yüzden insan, aklından önce vicdanıyla muhasebe yapmalıdır.
Niyetim elbette bir tartışma başlatmak değil; insanlara nazikçe hatırlatk ve dikkat çekmek içindir. Herkes, kendi irtifasından baktığı kadarını görecektir.
Ey akıl, haklısın seninle birlikte kazanmadılar, ancak onlar artık senin sınavın oldular; o halde, ver kurtul!