Gelelim Ortak Terminolojinin Önemine
Bir ibretlik hadise ile başlayalım
Toplumun farklı katmanlarında görev yapan insanlar, aynı kelimeleri kullanıyor olsalar bile aynı şeyleri kastetmeyebilirler. Bu durum çoğu zaman basit bir iletişim aksaklığı gibi görünse de, kimi zaman ciddi sonuçlara yol açabilir. Aşağıdaki kıssa, bu hakikati bütün çıplaklığıyla ortaya koymaktadır.
Üst düzey bir yönetici, kurumuna bağlı bir genel müdürden, basın önünde yapılan çalışmalarla ilgili detaylı bilgilendirme ister. Genel müdür teknik konuları aktarırken “durak”, “istasyon” gibi kendi mesleğinin terminolojisini kullanır. Geçmişi belediye başkanlığı olan üst düzey yönetici, konuyu kendi bilgi alanından yorumlayarak esprili bir şekilde: “Bu bizim dolmuş durakları gibi bir durak mı?” diye takılır.
Genel müdür ise, makamının ciddiyetine ve görevinin sorumluluğuna bağlı kalarak: “Hayır efendim, bunun dolmuş duraklarıyla hiçbir alakası yok.” şeklinde resmi bir yanıt verir. Bu cevap, üst düzey yöneticiyi basın önünde küçük düşürüldüğünü hissettirdiği için üzer ve toplantıyı terk etmesine sebep olur.
Kıdemli genel müdür olayın nereye varacağını bilir; odasına çıkar, istifa mektubunu yazar ve cebine koyar. Ertesi sabah üst düzey yönetici onu makamına çağırır. “Senden özür diliyorum” der. “Durak kelimesinin mesleki bir terim olduğunu bilmiyordum. Ancak buna rağmen seni görevden almam gerekiyor.” Bunun üzerine genel müdür, cebindeki istifa mektubunu çıkarıp teslim eder: “Ben ne olacağını biliyordum. Bu nedenle bu makamı terk ediyorum.”
Bu kıssa, terminolojinin yalnızca bir kelime meselesi olmadığını, çoğu zaman makamı, itibarı, iletişimi ve toplumsal düzeni doğrudan etkileyen bir olgu olduğunu gösterir.
Terminolojinin Toplumsal Açıdan Taşıdığı Ağırlık
Toplumun her tabakası kendi içinde bir kavram örgüsü taşır. Bu örgü, kelimelerden ibaret değildir; kültürün, mesleğin, geleneğin ve kurumsal hafızanın yansımasıdır. Terminoloji işte bu noktada devreye girer: Ortak aklın ve birikimin kelimelere dökülmüş halidir.
Bir kişinin her alana hâkim olması mümkün değildir; fakat muhatap olduğu alanın diline hâkim olması zorunluluktur. Çünkü doğru terminoloji doğru anlamayı; doğru anlama doğru kararı; doğru karar ise toplumsal düzeni belirler.
Terminoloji, sadece teknik bir kelime dağarcığı değildir. Aynı zamanda:
Toplumsal Barışın,
Kurumsal Disiplinin,
İletişim Nezaketinin,
Karşılıklı Saygının Sigortasıdır.Yanlış kullanılan bir terim bir kapıyı kapatır; doğru kullanılan bir terim aynı kapıyı ardına kadar açar.
Yanlış Terminolojinin Doğurduğu Riskler
Yanlış anlama, çoğu zaman kavga sebebidir.
Eksik anlama, çoğu zaman hata sebebidir.
Yanlış yerde kullanılan ifade, çoğu zaman kırgınlık sebebidir.Kurumsal yapılarda yanlış terminoloji:
Yetki Karmaşası,
Sorumluluk Belirsizliği,
İtibar Kaybı,
Karar Süreçlerinde Zayıflama,
Gereksiz Gerilimler Oluşturabilir.Toplumsal yaşamda ise:
İlişkiler Zedelenir,
Kuşak Çatışmaları Artar,
Meslekler Arası Kopukluk Oluşur,
Ortak Değerler Çözülmeye Başlar.Ortak Terminolojinin İnşası
Ortak bir terminoloji kendiliğinden oluşmaz; zaman, dikkat ve emek ister. Bu inşanın üç temel ayağı vardır:
1. Kavramların doğru kaynaktan öğrenilmesi
Terimler ehliyet sahibi kişilerden öğrenilmelidir. Her kelimenin bir tarihi, bir bağlamı ve bir ağırlığı vardır.
2. Kavramların nerede ve nasıl kullanılacağını bilmek
Aynı kelime farklı alan ve makamda farklı anlamlar taşır. Bu farkı bilmek incelik, nezaket ve iletişim bilinci gerektirir.
3. Geri bildirim kültürü
“Anlaşıldı mı?” sorusu küçültmez; bilakis muhataba verilen değeri gösterir. Anlaşılmayan bilgi, öğretilmiş sayılmaz.
Manevî Hayatta Terminolojinin Yeri
Terminolojinin en hassas yansıması manevî alanda görülür. Dinî literatürün dili ağırdır; havas ile avamın dili çoğu zaman ayrıdır. Bir kelime tasavvufta başka, günlük hayatta başka anlam ifade edebilir.
Eğer bu fark gözetilmezse:
İmanî Bilgiler Yanlış Anlaşılır,
Kavramlar Maksadının Dışına Taşar,
Muhatap Gereksiz Yük Altında Kalır,
Ehli Olan Maksadını Anlatamaz.Bu nedenle manevî hakikatler, muhatabın kavrama seviyesine göre anlatılmalıdır. Hakikat, doğru terminolojiyle aktarıldığında hem kalbe hem akla yerleşir.
Hâsılı
Toplumun, kurumların, ailelerin ve mesleklerin sağlıklı iletişim kurması için ortak bir dil, yani ortak bir terminoloji gerekir.
Bu dil:
Yanlış Anlamaları Engeller,
İletişimi Kuvvetlendirir,
Saygıyı Ve Nezaketi Korur,
Toplumsal Huzuru Besler.