BALİSTİK FÜZELERİN KARBON EMİSYONU (!)
BALİSTİK FÜZELERİN KARBON EMİSYONU (!)
Bizim oralarda bir laf vardır:“Tilki kümese bekçi olursa, sabah horoz kalmaz.”
Şimdi bakıyorum da dünya biraz o hesaba dönmüş.
Bir yanda egzoz muayenesi…
Arabanın dumanı fazla çıkarsa geçirmezler muayeneden.
“Çevreye zarar veriyorsun” derler, haklılar da.
Öbür yanda…
Gökyüzünden ateş yağıyor, yerin altı üstüne geliyor.
Ama kimse çıkıp da demiyor ki:
“Abi bu bombanın emisyonu kaç?”
Dersen ki:
“Yahu bunun bir standardı yok mu?”
Cevap hazır:
“Onu sonra konuşuruz.”
He ya…
Zaten biz her şeyi sonra konuşuruz.
Bizim köyde biri tarlasını yaksa, dumanı komşuya gitse kavga çıkar.
Ama koskoca rafineri yanıyor, gökyüzü kapkara…
Dünya bakıyor, bir yudum su içip yoluna devam ediyor.
Çünkü o duman “uzak duman.”
Kokusu burnuna gelmeyince mesele olmuyor.
Şimdi diyeceksin ki:
“Savaşta etik mi olur?”
Olmaz abi!
Olmadığını da herkes bilir zaten.
Ama garip olan şu:
Olmadığını bile bile varmış gibi konuşuruz.
Toplantılar yapılır, bildiriler yazılır,
laflar süslenir, cümleler cilalanır…
Sonra biri çıkar düğmeye basar.
Bütün o cümleler, çıkan dumanın içinde kaybolur gider.
Bizim bir dayı vardı, derdi ki:
“Evladım, teraziyi bozan adam, tartıya kızmaz.”
Mesele de bu zaten.
Terazi baştan bozuk olunca,
kimsenin ne dumanla derdi kalıyor ne de insanla.
Velhasıl abi…
Egzoza gelince kural var, ceza var, denetim var.
Bombaya gelince…
“Şartlar gereği.”
İşte en pahalı kelime de bu:
“Şartlar.”
Her şeyi onunla açıklarsın,
hiçbir şeyi çözmezsin.
Amma ve lâkin, Savaşta etik aranmaz belki…
Ama etik kaybolunca, savaş bitse de insanlık en az 20 yıl toparlanamaz.
İki yüzlüsün batı(l)