Sabır Defterinde Bekleyen Hesaplar

Nezir Ertuğrul

Sabır Defterinde Bekleyen Hesaplar

Toplum olarak sık sık bir yanılgıya düşeriz:
Sessiz kalanı zayıf sanırız…

Oysa öyle değildir.
Bazı insanlar sakindir, ortalığı ayağa kaldırmaz. Ama bu, unutup geçtiği anlamına gelmez. Tam tersine, her kırgınlığı, her haksızlığı, her eksik bırakılmış şeyi kendi “sabır defteri”ne yazar.

"Sanma ki unuttum, hepsini yazdım sabır defterime…"
Bu tabiki sitem değil, bir duruştur!

Bugün etrafa baktığımızda, en çok sesi çıkanın haklı, en çok konuşanın güçlü sayıldığı bir düzen görüyoruz. Oysa gerçek çoğu zaman sessizdir. Acele etmez, kendini ispatlamaya çalışmaz. Sadece zamanı bekler.

Çünkü sabır pasif bir bekleyiş değildir.
Sabır, öfkeyi tutabilmek, kendini kontrol edebilmek ve adaleti doğru yere bırakabilmektir.

İnsan bazen susar…
Çünkü anlatmanın boş olduğunu bilir.
Bazen geri çekilir…
Çünkü herkesle aynı seviyede tartışmanın kendine yakışmadığını hisseder.

Ama bu suskunluk, kabulleniş değildir; ertelenmiş bir hesaplaşmadır.

Bugün kırdığını unutanlar, yarın hatırlatıldığında şaşırır.
Bugün haksızlık yapanlar, yarın karşılaştıkları sonuçları “kader” diye adlandırır.

Oysa kader, çoğu zaman insanın kendi elleriyle yazdığı bir sondur.

Sabır defteri, insanın vicdanıdır.
Orada ne silgi vardır ne de mürekkep biter. Yazılan her şey yerli yerinde durur. Ve zamanı geldiğinde hayat o defteri açtırır.

Belki bir sözle…
Belki bir olayla…
Belki hiç beklenmeyen bir anda…

O gün geldiğinde, susanların dili çözülmeyebilir…
Ama hakikat konuşur.

Unutulmamalıdır ki;
Adalet her zaman hızlı işlemez, ama mutlaka yerini bulur.

Bu yüzden kimse kimsenin sessizliğini yanlış okumamalı.
Kimse “nasıl olsa sustu” diye kendine pay çıkarmamalı.

Çünkü bazı insanlar konuşmaz…
Ama unutmaz.

Sabır defterine yazılanlar, bir gün hayatın önüne konur.
O gün geldiğinde ne mazeret kalır ne de kaçacak bir yer.