TEL AVİV'DE LİNÇ ETTİLER, O DİK DURDU: ERGİN ATAMAN'IN "KORKMAYANIN CÜMLESİ"
Sosyal medyada karşıma çıkan haberlerde, basketbol antrenörü Ergin ATAMAN’ın çalıştırdığı Yunan takımı ile İsrailli takım arasında oynanan EuroLeague maçına dair görüntüler dikkatimi çekti. İlk bakışta sıradan bir spor karşılaşması gibi görünse de, medyaya yansıyan detaylar konuyu merak etmeme neden oldu.
Araştırdıkça gördüm ki aynı zihniyetin çirkinliği spor sahalarında da kendini göstermeye devam ediyor. Siyonist ideolojinin yıllardır tekrar eden baskıcı tavrı, küfürle, tehditle ve organize linç girişimleriyle bir kez daha sahneye çıktı. Sporun evrensel değerleri yerine nefretin ve tahakkümün öne çıkarıldığı bu tablo, aslında bir maçtan çok daha fazlasını anlatıyordu.
Bu yaşananları öğrenince kaleme alma ihtiyacı hissettim. Çünkü mesele yalnızca bir basketbol karşılaşması değil; mesele, bir Türk vatandaşının onuruna yönelen sistematik saldırının gözler önüne serilmesiydi. Ergin ATAMAN’ın dik duruşu, “Ben Türk vatandaşıyım, bana hiçbir şey yapamazsınız” sözleri, sadece bir koçun değil, bir milletin onurunun sahada temsil edilmesiydi.
Spor bazen skor tabelasında kazanılır, bazen de vakarla, karakterle, dik duruşla. Tel Aviv’de yaşananlar bize bir kez daha gösterdi ki bazı galibiyetler rakamlarla değil, milletin yüreğinde kazanılır.
Vatandaş gözüyle bakınca insanın içini en çok yakan şey, yıllardır aynı kirli zihniyetin hâlâ sahnede, hâlâ güçlü olduğunu görmek. Hukuku, sporu, insanlığı ayaklar altına alan bir tahakküm… Küfürle konuşan, tehditle susturan, organize baskıyla sindirmeye çalışan bir zihniyet… Tel Aviv’deki o karşılaşma bir basketbol maçı değildi; bu, dünyaya dayatılmak istenen korku imparatorluğunun en çıplak yüzüydü.
EuroLeague’in 24. haftasında Panathinaikos, Maccabi Tel Aviv’le karşılaştı. Skor tabelası 75–71’i gösterdiğinde maç bitmişti belki ama asıl yara, skorun ötesindeydi. Bir Türk vatandaşı, milyonların gözü önünde nefret ve tehdidin hedefi haline getirildi.
Salona girişte 300’den fazla organize taraftar küfürler yağdırdı. Soyunma odası koridorunda 40 dakika boyunca aralıksız hakaretler… Tribünlerde bayraklar, pankartlar… Hakemler sustu, EuroLeague yetkilileri sustu, komiserler sustu. O sessizlik, küfürden daha ağırdı. Sanki “Burası bizim sahamız, burada Türk’ün onuru çiğnenebilir” demek istiyorlardı.
Ama Ergin ATAMAN susmadı. Eller cebinde, başı dik, bacak bacak üstüne atmış otururken sadece bir koç değildi; o, her Anadolu evladının, her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının ta kendisiydi. “Ben Türk vatandaşıyım. Bana hiçbir şey yapamazsınız!” dedi. İşte o cümle, bir milletin onur beyanıydı.
Maç sonrası “Bu basketbol değil” diyerek haklı bir çıkış yaptı. Spor küfürle büyümez, tehditle büyümez, linçle büyümez. Evrensel değerler Tel Aviv’de de, Kudüs’te de, dünyanın her yerinde aynı olmalıydı. Ama para konuştu, güç konuştu, ahlak sustu.
Mesele artık Ergin ATAMAN’ın şahsı değil. Mesele bir Türk vatandaşına, bir Müslümana, bir Anadolu insanına yönelen sistematik düşmanlık. Sosyal medyada “Türk’sün diye hedef alındın” mesajları dolaştı. Ama Ataman ne geri adım attı, ne mağdur rolü oynadı. Dik durdu. İşte tam da bu dik duruş, onları en çok delirten şey oldu. Çünkü korku, ancak korkanlarda işe yarar. Korkmayanın karşısında çaresiz kalır.
Ve o son cümlesi… “Yine gelirim.” İşte bu, bir Türk’ün gururudur. Çünkü korkan gitmez, korkmayan döner. Korkmayan meydan okur. Korkmayan, küfürlerin arasında bile başını dik tutar.
Bu yazı bir kişiyi yüceltmek için değil, bir milletin onurunun nasıl korunabileceğini göstermek için yazıldı. Spor bazen sayılarla kazanılır, bazen de vakarla, karakterle, dik duruşla. Bazı galibiyetler skor tabelasında görünmez; onlar milletin yüreğinde kazanılır.
Kimse korkmasın. Korku, boyun eğenlerin zinciridir. Dik duranların arkasında ise bir milletin duası vardır. Tel Aviv’deki o salonda bir teknik direktör değil, bir milletin onuru oturuyordu. Ve o onur, küfürle değil, vakarla, Onurlu bir Türk gülümsemesiyle karşılık verdi
Yaşasın korkmayanlar. Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının dik duruşu. Ve unutulmasın: Biz korkmayız. Biz eğilmeyiz. Biz geri adım atmayız.
Selam ve dua ile…