Modern Esir Kadınlar
Dün yine her taraf kadınlarla ilgili içi boş ancak dışı süslü sloganlar ve 'kadın güçtür' nakaratlarıyla dolup taştı.
Kadının, toplumun lokomotifi, taşıyıcı gücü olduğuna dair bir itirazımız yok. İtirazımız, kadına sözüm ona çağdaş bir rol verip güç adı altında kadının metalaştırılmasına...
Gelin, şu süslü ambalajı biraz yırtalım.
Modern dünya "emekçi kadın" derken aslında kadına şunu demek istiyor: "Eğer bir plazada dosya koşturmuyor ya da fabrikada mesai tüketmiyorsan, sen yoksun!"
Evinde bir nesli inşa eden, sabırla çocuk büyüten annenin emeğini 'ev hanımı' diyerek küçümseyen bu zihniyet, aslında kadına yapılabilecek en büyük hakareti ve kötülüğü yapıyor. Anneliği 'emek' olarak görmeyen sözde bir 'hak' savunuculuğu da daha en baştan samimiyetsiz ve yalancı duruyor.
Feminizm adı altında kadına şu gazı verdiler: "Erkeğin yaptığı her şeyi sen de yaparsın. O halde onunla yarış hatta onu ez."
Sonuç ne?
Kendi fıtratına ters işler yapmaktan yorulmuş, ruhu örselenmiş milyonlarca isyankar kadın...
Oysa bizim medeniyetimizde kadın ve erkek birbirinin rakibi değil, birbirinin tamamlayıcısıdır. Eşidir. Bir elmanın iki yarısı gibi...
Peygamber Efendimiz'in Veda Hutbesi’ndeki kadının, erkeğe Allah'ın bir emaneti olduğu vurgusu, kadını bir 'kullanılmaya müsait bir araç' değil, baş tacı yapan en asil insan hakları beyannamesidir.
Bakınız, bugün kadın özgürleşmiyor, hatta maalesef bir 'vitrin malzemesi' haline getiriliyor.
İş hayatından dijital medyaya kadar kadın bir meta gibi pazarlanıyor.
Özgürlük diye yutturulan şey, aslında kadının kapitalizmin en kullanışlı nesnesi haline gelmesidir.
Kadını korumak adı altında aile yapımızın temeline dinamit koyan kanunlar ve sözleşmeler ile bu işlerin çözülmediğini gördük.
Şiddet bitmedi, aksine huzursuzluk da şiddet de arttı. Çünkü mesele kağıt üzerindeki maddeler değil, kalplerdeki merhamettir.
Kadını korumanın yolu, onu erkeğe düşman eden politikalar değil, kadını fıtratına uygun bir saygınlığa kavuşturmaktır.
Bugün modern dünyada birçok kadın isyan noktasında.
Neden mi?
Hem dışarıda erkekle yarış, hem evde düzeni tut, hem de "her şeye yetişen süper kadın" imajını koru...
Bu yük insan fıtratına ağır gelir.
Kadın yorulursa, aile çöker.
Aile çökerse, toplumun nefesi kesilir.
Kadın, başımızın tacıdır. O, fıtratındaki eşsiz zarafetle ve yaratılışına uygun bir yaşamla ancak huzur bulur.
Kadın huzurluysa, o evde cennetin kokusu vardır. Bizim ihtiyacımız olan "ithal" dogmalar değil; gözümüzde var olan o karşılıklı saygı ve sevgisindeki öz değerlerimizdir.
Gerisi sadece 8 Mart tiyatrosudur.
Dün, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü kutlayıp süslü cümleler yazanların bugün kadına nasıl davrandığına bakın ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız.