BÜYÜKŞEHİR'E KAYYUM ATANIR MI?
BÜYÜKŞEHİR’E KAYYUM ATANIR MI?
Adana’da son günlerde en çok konuşulan konu malum;
Mahkemeler. Soruşturmalar. Duruşmalar. İddialar.
Sokakta, sosyal medyada, gazete manşetlerinde birinci konumuz bu.
Dosyanın adı büyük: Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü İddianamesi.
İddianamede rüşvet, ihaleye fesat, sahte belge, örgüt kurma var.
Ağır suçlamalar.
Savcılık ciddi cezalar istiyor ama şu önemli: iddia, hüküm değildir.
Hukuk, adım adım işler, işlemeli…
Adana’dan üç isim gündemde.
Üç önemli isim;
Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar,
Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin ve
Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar.
Medyada okudunuz. İddialar aktarıldı. Görüntüler döndü. İfadeler yayıldı.
“Kamu kaynağı usulsüz kullanıldı”, “ihaleler şeffaf değil” denildi.
Onların da söyledikleri bilindik: “Ben suç işlemedim”, “Bunlar siyasi operasyon”.
İki ayrı gerçek var: iddialar ve masumiyet karinesi.
Masumiyet karinesi kutsaldır.
Bir kişi suçlu ilan edilmeden önce suçlu değildir.
Bu, demokrasi ölçüsüdür.
Hukuk güvenliğidir.
Türkiye de bir hukuk devletidir.
Ancak son zamanlarda ülkede en çok eleştirilen konu da hukuk…
Birileri ekonomiden dem vuracak,
Geçiniz.
Ekmeği bugün bulamazsak yarın buluruz.
Bugün temel gıda ihtiyaçlarımızı karşılayamasak da ölmeyiz.
Yarın daha fazlasını bulur o zaman yeriz.
Gerekirse kuru ekmekle de karnımızı doyururuz.
Cep telefonumuzu, televizyonumuzu, evimizi, arabamızı değiştirmesek de olur.
Ancak konu adaletin terazisi ise işte o terazinin şaşmaması gerekir.
Halkın gözündeki güven de kırılırsa geri dönüşü çok zor olur.
Eğer iddialar kuvvetliyse, yetkililer adım atmalı.
Adım atarken hukuk çiğnenmemeli.
Adım atarken kanunlar siyasi intikam aracı olarak kullanılmamalı.
Belediye Başkanları da dâhil olmak üzere yargı sürecinde bu insanların kaçmayacaklarına eminseniz bırakınız tutuksuz yargılansınlar.
Çoğu hukukçunun söylediğine göre;
Yargılananlardan bir kısmı ceza alacak bile olsa
Yattığına sayılıp yine dışarıda gezecek.
Salı günü duruşmalar yeniden başladı.
20 gün süreceği konuşuluyor.
Bugünlerde bir de kayyum konusu ortaya atılmaya başlandı.
Herkesin aklındaki soru şu; “Acaba Adana’ya kayyum mu atanır?”
Büyükşehir, Seyhan ve Ceyhan kayyumla yönetilir mi?
Ne yapar kayyum?
Seçilmiş belediyeyi devre dışı bırakır.
Hizmet akışı değişir.
Seçmenin iradesi fiilen kısılır.
Yerel demokrasi yara alır.
Uzun vadede toplumsal kutuplaşma derinleşebilir.
İşler kaotikleşir.
Ama öte yandan…
Eğer iddialar hukuki zeminde güçlü, deliller açıksa ve belediye işleyişi zarar gördüyse;
İşte o zaman en güçlü adımlar atılmalı mı?
Eğer kamu zararı söz konusuysa, mahkeme ve yetkili kurumlar gerekeni yapmalı.
Yaparken usulü hukuka uygun olmalı.
Şeffaf olmalı. Ölçülü olmalı.
Benim çağrım net: Yargı karar versin.
Siyaset (iktidar da muhalefet de) bu işe karışmasın.
Hukuk işletilsin.
Kayyumun atanması belki başka yerlerde işleri aksatabilir ama
Adana zaten hizmet görmüyordu.
O yüzden kayyum da yönetse şehri (büyük bir ihtimalle) bundan daha kötü olmaz.
Ancak Adana 3 yıl daha kaybedebilir.
Kamunun kaynaklarını korumak ve yetim hakkına sahip çıkmak gerekecekse o zaman bu işlerin hakkı verilmelidir.
Çünkü; Adana kaybederse herkes kaybeder.
Demokrasi kaybederse herkes kaybeder.
Kentin geleceği, polemiklerin altında ezilmemeli.
Ne olacaksa olsun;
Adana’nın ve Adanalının çıkarları korunsun.