Vicdan

KELİMELER KAVRAMLAR

VicdanHazırlayan: Yavuz OsmanoğluYeni bir kelimeye geçmeden önce insanın içini yoklayan o tanıdık soruyla başlayalım: Dünyanın öbür ucunda depremde ölen birini hiç tanımadığımız hâlde neden içimiz burkulur? Ya da bir belgeselde avcıdan kaçan ceylanı izlerken neden kalbimiz hızlanır? Bize ait olmayan acılar, nasıl olur da içimizde yankı bulur?
İşte bu görünmez köprünün adı vicdandır.

Vicdan, Arapça “v-c-d” kökünden gelir; bulmak, fark etmek, hissetmek, idrak etmek anlamlarını taşır. Sadece zihnin değil, kalbin de devrede olduğu bir buluştur bu. İnsan, bazen bir gerçeği düşünerek değil, hissederek bulur. Vicdan tam da burada konuşur.

Göz nasıl renkleri, dil nasıl tatları ayırıyorsa; vicdan da iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı ayırt eden içsel bir terazidir. Bu terazi dışarıdan kurulmaz. Sonradan yüklenen bir yazılım değil, insanın yaratılışına yerleştirilmiş bir pusuladır. O yüzden çocuk, daha kimse öğretmeden haksızlığa uğradığında ağlar; bir başkasını incittiğinde içine bir huzursuzluk çöker.
Vicdan, olaylar karşısında verdiğimiz değer hükümlerinin kaynağıdır. Sadece ne düşündüğümüzü değil, neye razı olup olamayacağımızı da belirler.

Bugün “dijital vicdan” gibi kavramlar konuşuluyorsa, bu da insanın teknolojiyi bile bu içsel ölçüyle tartma ihtiyacındandır. Çünkü ekran değişse de kalp değişmez.
“Nefse hem kötülüğü hem iyiliği ilham edene andolsun…” (şems 8) Ayetinin işaret ettiği sır belki de budur: İnsan, iyiyi de kötüyü de tanıyabilecek donanımla yaratılmıştır. Vicdan ise o bilginin içimizdeki sessiz tercümanıdır.