Rehbersiz Nesil!
Rehbersiz Nesil!
İnsanın sorumluluk ölçütlerinden biri de akıl sahibi olmasıdır.
Çünkü akıl, insana verilmiş en büyük nimetlerden biridir; fakat her insanda aynı şekilde tecelli etmez.
Ama bu akıl, sadece hesap yapan, ölçen, çıkar gözeten bir akıl değildir.
Bugün bize sıkça telkin edilen şey şudur:
“İnsan aklıyla doğruyu bulur.”
Oysa hakikati öğrenmek sadece aklımızın ölçütleri ile değildir. Aklımız vardır ama aynı zamanda çoğumuzun arzuları vardır.
İstekleri, zaafları, hevesleri vardır.
Dinimizde akıl, sorumluluğun temellerindendir.
Akıllı, ergenlik çağına ulaşmış ve kendisine İslâm’ın daveti ulaşmış her insan sorumludur.
Bu sorumluluk, sadece bilmek değil; doğruyu aramak ve ona yönelmektir.
Ve çoğu insan, aklıyla değil; arzusunu meşrulaştıran aklıyla hareket eder.
İşte tam bu noktada bir kavram karşımıza çıkar:
Mürebbî
Mürebbî; sadece bilgi veren değil, insanı adım adım olgunlaştıran, yön veren, şekillendiren kişidir.
İnsan kendi kendine büyür, ama kendi kendine terbiye olmaz.
Bu yüzden Peygamberler gönderilmiştir. Âlimler, mürşitler, yol göstericiler yetişmiştir.
Çünkü insanın sadece akla değil, istikamete de ihtiyacı vardır.
Bu istikamet, insanın kendi kendine kurduğu bir yol değildir.
İnsan, doğruyu ancak doğru kaynaklardan öğrenerek bulur.
Bu yüzden her devirde hakikati öğreten rehberler var olmuştur.
Bugün çağımız dünyasında en büyük kırılmalardan biri tam da burada yaşanıyor:
Bilgi arttı.
Erişim kolaylaştı.
Herkes konuşuyor, herkes anlatıyor.
Ama doğru bir şekilde yön verenler azaldı.
Çünkü artık “mürebbîlik” değersizleşti.
Rehberlik yerini serbestliğe bıraktı.
Terbiye, “baskı” olarak algılanmaya başlandı.
Sonuç
Akıllı ama kararsız, bilgili ama savrulan, sözde özgür ama yönsüz bir nesil…
Bu savrulmanın en erken başladığı yer ise evdir.
Çünkü insanın evinde ilk rehberi ne öğretmenidir ne çevresi…
Anne ve babasıdır. Ama burada önemli bir incelik var: Anne-baba olmak, sadece büyütmek değildir. Çocuklarımızdan sorumluyuz.
Gerçek rehberlik; çocuğun sadece ihtiyaçlarını karşılamak değil, kalbini ve karakterini manevi değerleri de öğreterek inşa etmektir.
Bugün birçok aile, çocuklarına imkân sunuyor ama yön veremiyor. İyi okullara gönderiyor, iyi şartlar hazırlıyor.
Ama kendine şu soruyu sormayı unutuyor:
“Bu çocuk neye göre doğruyu ve yanlışı ayırt edecek?”
Eğer bu ölçü doğru şekilde öğretilmezse, çocuk zamanla kendi doğrusunu üretir.
Ve çoğu zaman insan, yaşadığını hakikat zannetmeye başlar.
Eğer evde sağlam bir yönlendirme yoksa, çocuk kendi rehberini dışarıda bulur.
Bazen bir ekran olur bu, bazen bir arkadaş, bazen de kontrolsüz bir fikir…
Her rehber, insanı bir yere götürür. Doğru yönlendirme varsa istikamet olur.
Yoksa… İnsanın kendi arzusu rehber olur.
İşte o zaman şahsî emeller öne çıkar, onun için hakikat geri planda kalır. Ve bu durum sadece bireyi değil, toplumu da etkiler. Çünkü yönünü kaybeden fertler çoğaldıkça, tefrika kaçınılmaz olur.
Oysa bu rehberlik, sanıldığı gibi sadece bir ders anlatma işi değildir. Bu, çoğu zaman bir hâl meselesi de olabilir.
Bir annenin sabrı, bir babanın adaleti, evde kurulan saygılı dil, doğru sözlülükten taviz vermemek, yaşayarak anlatılan değerler, gösterilen merhamet…
Bunların hepsi sessiz ama güçlü bir terbiyedir.
Nitekim Peygamber Efendimiz Aleyhisselâm kızı Hazreti Fâtıma içeri girdiğinde ayağa kalkar, onu karşılar ve yerine oturturdu. Bu sadece bir nezaket değil, aynı zamanda bir eğitimdi. Çocuk, değer görmeyi sözden önce davranışta öğrenir ve çoğu zaman söyleneni değil, gördüğünü alır.
Bugün kendimize sormamız gereken soru şudur:
Biz çocuklarımızın ihtiyaçlarını karşılıyor muyuz, yoksa onları gerçekten yetiştiriyor muyuz?
Çünkü yetiştirmek; sadece büyütmek değil, yön vermektir.
Ve yön vermek, sorumluluk ister.
Önce biz doğru rehberlerle kendimizi yetiştirirsek, yön verdiklerimiz de yolunu bulur.
Unutmayalım
İnsan aklıyla bir yol bulabilir ama her yol doğru değildir.
Nitekim Hazreti Ömer’in şu sözü bu gerçeği ne güzel özetler:
“Dininizi doğru öğrenmezseniz, yaşadığınızı din zannedebilirsiniz.”
Bu yüzden insan, kendisine istikamet kazandıracak bir rehbere muhtaçtır.
Ve her çocuk, bu yolculuğa ilk adımı evinde atar. Eğer evde sağlam bir rehber varsa, dışarının karmaşası çocuğu kolay kolay sarsmaz.
Ama evde boşluk varsa dışarısı o boşluğu mutlaka doldurur.
Yönümüzü evimize çevirelim. Bugün yapmamız gereken en önemli şeylerden biri de bu. Çocuğumuzun hayatında sadece bir ebeveyn değil, bir yol gösterici olabilmek.
Çünkü bir nesli kurtaran şey, çok şey bildiğini zanneden çocuklar değil kendi kalbini ıslah etmiş, değerleriyle yaşayan ve bu değerleri aktarabilen, doğru yolu gösteren anne ve babalardır.