Kurtuluşun İki Temel Şartı: Allah'a ve Âhiret Gününe İman

H. Ali ERDOĞAN

Kurtuluşun İki Temel Şartı: Allah’a ve Âhiret Gününe İman
(Bağlam Odaklı Bir Analiz)
(The Two Fundamental Conditions for Salvation: Belief in Allah and the Day of Judgment – A Context-Oriented Analysis)

H. Ali ERDOĞAN

ÖZET
Kur’an-ı Kerîm’de iman esasları, muhtelif âyetlerde sistematik bir bütünlük içinde beyan edilmektedir. Bu beyanların içinde “Allah’a ve âhiret gününe iman” ifadesi, belirli bağlamlarda diğer rükünlerin önüne geçerek merkezî bir konuma yükseltilmektedir. Bu retorik vurgunun dikkate alınmaması, özellikle Bakara Suresi 62. âyetinin bağlamından koparılarak okunmasına ve söz konusu iki şartın kurtuluş için tek başına yeterli olduğu şeklindeki indirgemeci ve çoğulcu iddiaya delil sayılmaktadır. İşbu çalışma, bu yaklaşımı eleştirel bir perspektifle tahlil etmekte; ilgili âyetlerin Kur’an’ın organik bütünlüğü, nüzul bağlamı, belâgat üslubu ve kelâmî temelleri ışığında gerçek anlamını ortaya koymayı hedeflemektedir. Makale, Arap belâgatında “zikr-i cüz irâde-i kül” (parçayı zikrederek bütünü kastetme) sanatının yorumbilimsel rolünü derinlemesine irdelemekte; Allah’a ve âhirete imanın, diğer iman esaslarını dışlamak şöyle dursun, onları mantıkî, ontolojik ve teolojik açıdan zorunlu kıldığını savunmaktadır. Âl-i İmrân Suresi 19 ve 85. âyetler başta olmak üzere, Nisâ 136, Bakara 177 ve Mü’minûn 1-11 gibi bütünleyici âyetler çerçevesinde, kurtuluşun ancak Allah katında tek hak din olan İslâm’a tam iman ve teslimiyetle gerçekleşebileceği sonucuna ulaşılmaktadır. Çalışma, ayrıca “dinler arası diyalog” söyleminde bu âyetlere dayandırılan teolojik rölativizm iddialarına sistematik bir eleştiri yöneltmekte; Kur’an’ın tarihsel adalet ile evrensel nihâîlik arasındaki dengeli tutumunu vurgulamaktadır.
Anahtar Kelimeler: İman Esasları, Kurtuluş (Necât), Allah’a İman, Âhirete İman, Bakara 62, Zikr-i Cüz İrâde-i Kül, Dinlerarası Diyalog, Tek Hak Din, Kur’an Belâğatı, Yorumbilimsel Bütünlük.

ABSTRACT
Although the articles of faith (arkān al-īmān) are systematically articulated throughout the Holy Qur’an, the phrase “belief in God and the Day of Judgment” is foregrounded in specific contextual settings, elevating it to a central position ahead of the other pillars. This rhetorical emphasis, particularly when al-Baqara 2:62 is detached from its revelatory and intra-textual framework, has fueled reductionist and pluralistic claims asserting that these two conditions alone suffice for salvation. The present study critically scrutinizes this approach and seeks to elucidate the authentic meaning of the relevant verses within the Qur’an’s organic unity, considering their asbāb al-nuzūl, rhetorical style, and theological foundations. It delves deeply into the hermeneutical significance of the Arabic rhetorical device “dhikr al-juz’ īrādat al-kull” (synecdoche: mentioning the part to intend the whole), arguing that faith in God and the Hereafter not only refrains from excluding the remaining articles of faith but logically, ontologically, and theologically necessitates them. Drawing on complementary passages such as Āl ʿImrān 3:19 and 3:85, al-Nisā’ 4:136, al-Baqara 2:177, and al-Mu’minūn 23:1-11, the study concludes that salvation is attainable solely through complete faith in and submission to Islam as the sole divinely ordained religion. Furthermore, the article offers a systematic critique of theological relativism advanced in contemporary interfaith dialogue discourse by invoking these verses, while underscoring the Qur’an’s balanced stance between historical justice and universal finality.
Keywords: Articles of Faith, Salvation (Najāt), Faith in God, Faith in the Hereafter, al-Baqara 62, Dhikr al-Juz’ Īrādat al-Kull, Interfaith Dialogue, The One True Religion, Qur’anic Rhetoric, Hermeneutical Integrity.

GİRİŞ
Kur’an-ı Kerîm’in iman esaslarına dair beyanları, İslâm akâidinin hem epistemolojik hem de ontolojik temelini teşkil etmekte; tarih boyunca İslâm âlimleri bu esasları altı temel rükün etrafında sistematize etmiş ve her birinin hem müstakil bir hakikat hem de organik bir bütünün ayrılmaz parçası olduğunu vurgulamışlardır. Bununla beraber, bazı âyetlerde “Allah’a ve âhiret gününe iman”ın diğer rükünler arasından önüne çıkarılması, kimi zaman İslâm akîdesinin bütüncül dokusunu zorlayan, indirgemeci yorumlara kapı aralamıştır. Bu yorumların mihverini Bakara Suresi 62. âyet oluşturmakta; yüzeysel bir okuma, ayetin Müslümanlar, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîler için salt bu iki şart ve sâlih amel ile kurtuluş vaadini içerdiği izlenimini uyandırmaktadır. Bu izlenim, modern akademik çevrelerde “kapsayıcılık” (inclusivism) ve “çoğulculuk” (pluralism) paradigmalarıyla birleştirilerek “dinler arası diyalog” projelerinin teolojik meşruiyet zemini haline getirilmeye çalışılmıştır.
İşbu makale, söz konusu indirgemeci yaklaşımları üç temel düzlemde derinlemesine tahlil etmektedir:
(1) Bakara 62’nin nüzul bağlamı, hitap çerçevesi ve tarihsel tahsis niteliği;
(2) Kur’an’ın bütüncül iman telakkisini ortaya koyan komplementer âyetler ile bunların kelâmî yansımaları;
(3) Kur’an belâğatının zirve sanatlarından “zikr-i cüz irâde-i kül”ün bilimsel değeri.
 Makalenin temel tezi şudur: İlgili âyetlerdeki iman vurgusu, diğer esasları iptal etmiyor. Aksine onları mantıkî bir zorunluluk gerektiren köklü bir teolojik yapı olarak ortaya koymaktadır. Bu yapı, Âl-i İmrân 3/19 ve 85 gibi nihâî beyanlarla taçlanarak kurtuluşun yalnızca İslâm’a iman ve teslimiyetle mümkün olduğunu ilan etmektedir.¹
1. Bağlamından Koparılmış Bir Âyet ve Yanlış Yorum Sorunu
1.1. Âyetin Metni ve Yaygın Yorumu
Tartışmanın merkezindeki Bakara 62. âyetin meali şöyledir:
“Şüphesiz iman edenler, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîler’den Allah’a ve âhiret gününe inanıp sâlih amel işleyenler için Rableri katında mükâfatlar vardır. Onlara korku yoktur; onlar üzülmeyeceklerdir.” (Bakara, 2/62)²
Mâide 5/69’un da neredeyse aynı üslupta olması, her iki âyetin yorum dinamiklerini birbirine bağlamaktadır. Modern çoğulcu okumalar, bu âyetlerden hareketle Kur’an’ın kurtuluş için yalnızca iki “minimal” şart öngördüğü sonucuna varmaktadır. Bu yaklaşımın temel zaafı, âyetlerin nüzul bağlamından, Kur’an’ın iç bütünlüğünden ve belâgat üslubundan koparılmasıdır; böylece âyet, evrensel bir kurtuluş kapısı haline getirilerek İslâm’ın tamamlanmış son nihâî din olma iddiası gölgelenmek istenmektedir.
1.2. Nüzul Bağlamı: Tarihsel Özel Bir Durum
Klasik müfessirlerin büyük çoğunluğu –Elmalılı Hamdi Yazır, Fahruddîn er-Râzî, İbn Kesîr ve Taberî başta olmak üzere– Bakara 62’nin hitabının, İslâm hidâyetiyle henüz karşılaşmamış veya bu hidâyete ulaşma imkânı bulamamış önceki ümmetlere yönelik olduğunu kabul eder. Râzî, Mefâtîhu’l-Ğayb’da bu âyeti “önceki peygamberlere samimiyetle bağlı kalan fıtrat ehli’ne atıf olarak yorumlarken, Elmalılı ise hitabın tahsisî (özel) niteliğini vurgular: Hz. Muhammed’in (s.a.v.) risâletinden önce var olan bu hüküm, tebliğ çağıyla birlikte tahsis yoluyla daralmıştır.³ Bu âyette genel bağlayıcı bir hükümden ziyade tarihsel bir adalet beyanı vardır. Nüzul ilmi açısından “özel şartlara bağlı” nassların genel hükümleri nesh etmediği, aksine onlarla bütünleştiği kabul edilir.⁴
1.3. Tebliğ Sonrası Hükmün Değişimi
Hz. Peygamber’in (s.a.v.) evrensel tebliği yaygınlaştıktan ve Kur’an kemâle erdikten sonra, bu âyet farklı bir bakış açısı ile değerlendirilir. Âl-i İmrân 3/85’in kat’î hükmü –“Kim İslâm’dan başka bir din ararsa, ondan kabul olunmaz ve âhirette kaybedenlerden olur”– bu değişimi netleştirir. Mâide 5/3’teki “Bugün dininizi kemâle erdirdim” ilanı ve Âl-i İmrân 3/19’daki “Allah katında tek din İslâm’dır” beyanı, tebliğ sonrası dönem için mutlak bağlayıcılık tesis eder. İbn Kesîr’in selef ittifakına dayandırdığı gibi, Hz. Peygamber’in risâletinden haberdar olan kimse için artık kurtuluş yolu tek ve bellidir; bu yolu terk eden bir anlayış Kur’an’ın açık nassıyla çatışır.⁵ İslâm’ın evrensel davetini güçlendiren bu tahsis, nesh değil, bağlamı daraltmadır.
2. Temel Prensipler: İslâm’dan Başka Din Kabul Edilmez
2.1. Âl-i İmrân 19 ve 85: Tevhîd’in Nihâî Beyanı
Kur’an, Allah katında tek dinin İslâm olduğunu iki kat’î âyetle tescil eder. Âl-i İmrân 3/19, “İslâm” kavramının hem lügatî (tam teslimiyet) hem de tarihî (Hz. Muhammed şeriatı) boyutlarını uzlaştırır; Elmalılı’nın ifadesiyle bu iki boyut çelişmez, ikinci birinciyi tarihsel olarak tamamlar.⁶  Âl-i İmrân 3/85 ise Seyyid Kutub’un vurguladığı üzere İslâm’ın münhasır statüsünü “asla kabul edilmeyecek” ifadesiyle mutlaklaştırır. Bu kesinlik, kelâm âlimlerinin ittifakıyla kurtuluşta rölativizme yer bırakmaz.⁷
2.2. Mâide 5/3: Dinin Kemâli ve Tamamlanmışlık
Mâide 5/3, İslâm’ın evrensel ve nihâî din olduğunu ilân eder. Muhammed Hamidullah’ın sistematik tahlilinde bu âyet, İslâm’ın “evrensellik ve nihâîlik” iddiasının en güçlü delilidir; tebliğ sonrası tüm insanlık için bağlayıcıdır.⁸
3. Bütüncül Yaklaşım: İman Esasları Bir Bütündür
3.1. Nisâ 4/136: Tüm Esaslara Toplu İman Zorunluluğu
Nisâ 136, iman edenlere “Allah’a, Rasûlüne, indirdiği kitaba ve önceki kitaplara” imanda sebât emreder ve herhangi bir rüknün inkârını “koyu sapklık” olarak niteler. Bu âyet, imanın bölünmez bütünlüğünü tescil eder; İbn Kesîr ve Râzî’nin yorumuyla peygamberlik ve vahiy unsurlarını açıkça şart koşar.⁹ Bakara 2/285 ile birlikte bu nasslar, imanı organik bir sistem olarak takdim eder.¹⁰
3.2. Bakara 2/177: Birr Kavramında Bütüncül İman
Bakara 177, “birr”i Allah’a, âhirete, meleklere, kitaplara ve peygamberlere toplu imanla tanımlar. Taberî ve Kurtubî’nin ittifak ettiği üzere bu âyet, indirgemeci yorumlara açık kapı bırakmaz; iman-amel bütünlüğünü kurucu bir formül sunar.¹¹
3.3. Kelam Geleneğinin Şahitliği: Mâtürîdî ve Eş’arî
İmâm Mâtürîdî, Kitâbu’t-Tevhîd’de Allah’a imanın melekleri, kitapları ve peygamberleri zorunlu olarak içerdiğini ontolojik açıdan çözümler. İmâm Eş’arî, el-İbâne’de Mu’tezile ve Bâtıniyye’nin parçalı iman anlayışını reddeder. Gazâlî, el-İktisâd’da Allah’a imanın tazammumâtını (içerimlerini) sayarken diğer rükünleri mantıkî sonuç olarak gösterir. Türk kelâm geleneğinde Bekir Topaloğlu ve Yusuf Şevki Yavuz’un tahlilleri de bu bütünlüğü pekiştirir.¹²
4. Üslup İnceliği: “Zikr-i Cüz İrâde-i Kül” Sanatı
4.1. Kavramın Tanımı ve Kur’an’daki İşlevi
“Zikri cüz irâde-i kül”, bir bütünün en temel parçasını anarak tamamını kastetme sanatıdır.¹³ Kur’an’ın i’câzında bu üslup, dil ekonomisiyle derin anlamlar üretir; çağdaş araştırmalar bu sanatın etkisini belgelemektedir.¹⁴
4.2. Bakara 62’nin Bu Sanat Çerçevesinde Yorumu
Bakara 62’deki “Allah’a ve âhirete iman” ifadesi, bu sanatın paradigmatik örneğidir. Suat Yıldırım’ın Kur’an’la tefsir metodunda gösterdiği üzere, Allah’a gerçek iman, tevhid ekseninde diğer rükünleri zorunlu kılar; âhirete iman ise mîzan, hesap ve sorumluluğu kapsayarak amelî boyutu getirir. Bu iki cüz, bütünü kasteder; dışlama değil, kapsayıcılık söz konusudur.¹⁵
4.3. Mü’minûn 1-11 ve Enfâl 2-4: Kâmil İmanın Pratik Çerçevesi
Mü’minûn 23/1-11 ve Enfâl 8/2-4, kurtuluşa eren müminleri huşû, namaz, zekât, emanet ve iffet gibi unsurlarla tanımlar. Bu âyetler, imanı asla iki esasa indirgemez; kâmil imanın pratik bütünlüğünü resmeder.¹⁶
5. Dinlerarası Diyalog Söylemi: Teolojik Bir Değerlendirme
5.1. Söylemin Kur’an Kullanımı
Dinler arası diyalog projelerinde Bakara 62’nin çoğulcu yorumu giderek artmaktadır.¹⁷ Ancak bu kullanım, tefsir ve belâgat ilkeleriyle çelişir. Bu nedenle medenî ilişki ile teolojik rölativizm ayrımı zorunludur; Kur’an, ikincisine kapı açmaz.
5.2. Geçmiş Ümmetlere Dair Müjde ve Genel Kuralla Çelişmezlik
Bakara 62, tebliğ öncesi samimi müminlere tarihsel adalet beyanıdır.¹⁸ Bu, genel hükmü (Âl-i İmrân 85) iptal etmez; iki tutum –tarihsel şefkat ve evrensel nihâîlik– Kur’an bütünlüğünde uyum içindedir. Karıştırma, açık bir yorum hatasıdır.
SONUÇ
Kur’an’daki “Allah’a ve âhiret gününe iman” vurgusu, “zikr-i cüz irâde-i kül” sanatıyla iman sisteminin tüm rükünlerini içeren iki temel direği işaret eder. Bakara 62 tarihî bir tahsis iken; Nisâ 136, Bakara 177 ve Mü’minûn âyetleri genel bağlayıcılığı tesis eder. Mâtürîdî-Eş’arî geleneği bu bütünlüğü tutarlı şekilde tespit eder. Âl-i İmrân 19-85, tek kurtuluşun İslâm’a mahsus olduğunu ilan eder. Dinler arası diyalogdaki rölativist iddialar, Kur’an’ın tarihsel adalet ile nihâîlik dengesini bozar. Ayetleri bağlamlarından koparan yorumlar ilmî açıdan yetersiz ve akîde olarak risklidir. Doğru anlayış, dilbilimsel, tarihsel, belâgatî ve kelâmî usûllerin bütüncül uygulanmasını gerektirir.¹⁹

DİPNOTLAR
¹ Bkz. Bakara 2/177, 285; Nisâ 4/136; Nahl 16/36; Mâide 5/3.
² Kur’an-ı Kerîm, Bakara 2/62 (Diyanet İşleri Başkanlığı Meali, Ankara: DİB Yayınları, 2015). Aynı mânâya yakın bir âyet için bkz. Mâide 5/69.
³ Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, I, 254-255. Yazır, hitabın önceki ümmetlere yönelik olduğunu ve Hz. Peygamber’in gelişiyle bu hükmün nesh değil, tahsis yoluyla daraltıldığını ifade etmektedir.
⁴ Nüzul tarihi ve bağlam tartışmaları için bkz. ez-Zerkeşî, el-Burhân fî Ulûmi’l-Kur’ân, I, 163-168; Subhî es-Sâlih, Mebâhis fî Ulûmi’l-Kur’ân, s. 131-138.
⁵ İbn Kesîr, Tefsîrü’l-Kur’âni’l-Azîm, I, 102-105. İbn Kesîr, Bakara 62’nin anlamını tespit ederken selef âlimlerinin ittifak ettiği te’vil çerçevesini aktarır.
⁶ Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, I, 469-473. Yazır’a göre “İslâm” lafzı, Âl-i İmrân 19’da özel bir terkip değil, Allah’a tam teslimiyet manasındaki köklü kavramsal içeriğiyle kullanılmaktadır.
⁷ Bkz. İbn Teymiyye, Mecmû’u’l-Fetâvâ, XIV, 148-156. İbn Teymiyye, kurtuluş şartlarına dair kapsamlı ve sistematik bir analiz sunar.
⁸ Bkz. Muhammed Hamidullah, İslâm’a Giriş, çev. Cemal Aydın, Ankara: TDV Yayınları, 2003, s. 47-52. Hamidullah, İslâm’ın “din” kavramı altındaki evrensel iddiasını sistematik biçimde inceler.
⁹ Kur’an-ı Kerîm, Nisâ 4/136. Bu âyet, Hz. Peygamber’in risâletine imanı açıkça şart koşmaktadır. Bkz. İbn Kesîr, Tefsîrü’l-Kur’âni’l-Azîm, II, 418-420.
¹⁰ Kur’an-ı Kerîm, Bakara 2/285. Bu âyet, Cibril hadisi olarak bilinen rivayetle örtüşmekte; iman esaslarını toplu bir beyanla sunmaktadır. Bkz. Müslim, “Îmân”, 1; Buhârî, “Îmân”, 37.
¹¹ Bakara 2/177. Klasik müfessirler bu âyetin iman-amel bütünlüğünü kurucu bir formül sunduğu konusunda ittifak etmişlerdir. Bkz. et-Taberî, Câmi’u’l-Beyân, III, 234-237; el-Kurtubî, el-Câmi’ li-Ahkâmi’l-Kur’ân, II, 245-248.
¹² Bekir Topaloğlu – İlyas Çelebi, Kelam Terimleri Sözlüğü, İstanbul: İSAM Yayınları, 2010, s. 155-158 (“iman” maddesi); Yusuf Şevki Yavuz, “İman”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (DİA), XXII, 212-219. Ayrıca bkz. İmâm Mâtürîdî, Kitâbu’t-Tevhîd, s. 228-236; İmâm Eş’arî, el-İbâne ‘an Usûli’d-Diyâne, s. 86-93; Ebû Hâmid el-Gazâlî, el-İktisâd fi’l-İ’tikâd, s. 78-84.
¹³ Ahmed el-Hâşimî, Cevâhiru’l-Belâğa fi’l-Me’ânî ve’l-Beyân ve’l-Bedî’, s. 313-316.
¹⁴ Abdülkāhir el-Cürcânî, Delâilü’l-İ’câz, s. 45-47; Abdülaziz Hatip, Kur’an’ın Belâgat Sırları, s. 198-213; Mehmet Akif Koç, “Kur’an’da Parça-Bütün İlişkisi”, Diyanet İlmî Dergisi, 41/2 (2005), s. 5-22.
¹⁵ Bkz. Suat Yıldırım, Kur’an-ı Kerîm’in Kur’an’la Tefsiri, s. 321-328.
¹⁶ Bkz. Kur’an-ı Kerîm, Mü’minûn 23/1-11; Enfâl 8/2-4.
¹⁷ Bu tartışmanın çağdaş teoloji boyutu için bkz. Hasan Onat, “Dinlerarası Diyalog Meselesi”, Kelam Araştırmaları, 3/2 (2005), s. 3-26; Ömer Faruk Harman, “Dinler Arası Diyalog ve İslâm”, DİA, IX, 367-370.
¹⁸ Bkz. Câbir b. Abdullah rivayeti: Müslim, “Îmân”, 9 (No. 16); ayrıca bkz. Nevevî, Şerhu Müslim, I, 289-292.
¹⁹ İbn Teymiyye, Mecmû’u’l-Fetâvâ, XIV, 148-156; Muhammed Ebû Mûsâ, el-Belâğatü’l-Kur’âniyye fi’t-Ta’bîri’l-Mevzûâî, s. 112-115.
KAYNAKÇA
el-Cürcânî, Abdülkāhir. Delâilü’l-İ’câz. Thk. Mahmud Muhammed Şakir. Kahire: Matbaatü’l-Medenî, ts.
Ebû Mûsâ, Muhammed. el-Belâğatü’l-Kur’âniyye fi’t-Ta’bîri’l-Mevzûâî. Kahire: Mektebetü Vehbe, 2004.
el-Gazâlî, Ebû Hâmid. el-İktisâd fi’l-İ’tikâd. Thk. İnsaf Ramadan. Beyrut: Dâru’l-Kutubi’l-İlmiyye, 2004.
el-Hâşimî, Ahmed. Cevâhiru’l-Belâğa fi’l-Me’ânî ve’l-Beyân ve’l-Bedî’. Beyrut: el-Mektebetü’l-‘Asriyye, 1999.
el-Kurtubî, Muhammed b. Ahmed. el-Câmi’ li-Ahkâmi’l-Kur’ân. Kahire: Dâru’l-Kütübi’l-Mısriyye, 1964.
Eş’arî, İmâm. el-İbâne ‘an Usûli’d-Diyâne. Thk. Fevkiyye Hüseyn Mahmud. Kahire: Dâru’l-Ensâr, 1977.
Hamidullah, Muhammed. İslâm’a Giriş. Çev. Cemal Aydın. Ankara: TDV Yayınları, 2003.
Harman, Ömer Faruk. “Dinler Arası Diyalog ve İslâm.” Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (DİA). C. IX, s. 367-370. İstanbul: TDV Yayınları, 1994.
Hatip, Abdülaziz. Kur’an’ın Belâgat Sırları. İstanbul: İFAV Yayınları, 2006.
İbn Kesîr, İmâdüddin. Tefsîrü’l-Kur’âni’l-Azîm. Beyrut: Dâru’l-Fikr, 1986.
İbn Teymiyye, Takıyyüddin Ahmed. Mecmû’u’l-Fetâvâ. Medine: Mecmau’l-Melik Fehd, 1995.
Koç, Mehmet Akif. “Kur’an’da Parça-Bütün İlişkisi.” Diyanet İlmî Dergisi 41/2 (2005): s. 5-22.
Kur’an-ı Kerîm Meali. Diyanet İşleri Başkanlığı. Ankara: DİB Yayınları, 2015.
Kutub, Seyyid. Fî Zilâli’l-Kur’ân. Beyrut: Dâruş-Şurûk, 2003.
Mâtürîdî, İmâm. Kitâbu’t-Tevhîd. Thk. Bekir Topaloğlu – Muhammed Aruçi. Ankara: İSAM Yayınları, 2003.
Nevevî, Yahyâ b. Şeref. el-Minhâc Şerhu Sahîhi Müslim b. el-Haccâc. Beyrut: Dâru İhyâi’t-Türâsi’l-‘Arabî, 1972.
Onat, Hasan. “Dinlerarası Diyalog Meselesi.” Kelam Araştırmaları 3/2 (2005): s. 3-26.
er-Râzî, Fahruddîn. Mefâtîhu’l-Ğayb (et-Tefsîrü’l-Kebîr). Beyrut: Dâru İhyâi’t-Türâsi’l-‘Arabî, 1420h.
es-Sâlih, Subhî. Mebâhis fî Ulûmi’l-Kur’ân. Beyrut: Dâru’l-İlm li’l-Melâyîn, 1988.
et-Taberî, Muhammed b. Cerîr. Câmi’u’l-Beyân ‘an Te’vîli Âyi’l-Kur’ân. Kahire: Mektebetü İbn Teymiyye, ts.
Topaloğlu, Bekir – Çelebi, İlyas. Kelam Terimleri Sözlüğü. İstanbul: İSAM Yayınları, 2010.
Yavuz, Yusuf Şevki. “İman.” Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (DİA). C. XXII, s. 212-219. İstanbul: TDV Yayınları, 2000.
Yazır, Elmalılı Muhammed Hamdi. Hak Dini Kur’an Dili. İstanbul: Eser Neşriyat, 1979.
Yıldırım, Suat. Kur’an-ı Kerîm’in Kur’an’la Tefsiri. İzmir: Nil Yayınları, 1998.
ez-Zerkeşî, Bedruddîn. el-Burhân fî Ulûmi’l-Kur’ân. Kahire: Dâru’t-Turâs, 1984.