İnsanlığın Kıyameti
Ülkemizin bir çok yerinde şu aralar sel felaketi haberi alıyoruz. Afad ve Belediyeler sürekli yayın yapıyor uyarılar gönderiyor felaketlerden önce. Her uyarıdan sonrada değişmeyen tek şey neyazıkki sürekli mal ve can kayıpları oluyor. Sonrasında da kurumların, stk ların ve vatandaşların canhıraş çabalamaları, emekleri vs...
2020 yılı pandemiyle büyük bir sarsıntı yaşayan ülkemiz, üzerine enbüyük deprem felaketini yaşayarak her yüzyılda olabilecek afetleri üstüste yaşamak zorunda kaldı. Bittimi tabiki bitmedi. Tüm bunların üzerine her yaz aylarında sürekli olduğu gibi dahada artarak devam eden orman yangınlarını, yangınların kış aylarında da yerleşim yerlerinde çıkmasıyla ev iş yeri otel yangınlarını, dahada üzerine eklersek kış ve bahar aylarında yağan şiddetli yağmur ve fırtınalara yenik düşerek bitmeyen sel felaketlerini son hız yaşamaya devam etti ve halada ediyor. Afetler hız kesmeden can ve mal kaybına sebep olurken insanlık hala önlem alıp büyük projeler başlatıp şehirleri alt ve üst yapıları bir dönüşüme girdirmeyi başaramıyor.
Tüm bu olanı biteni izlediğimizde insanlık kendini düzeltmek yerine dahada kaybederek ahlaki bir çöküşle karşı karşıya kalıyor. Yani insan kendini; hem bireysel hemde yerine getirmediği toplumsal görevleriyle ve de doğayla bütünleşik yaşamını ziyan etmesiyle tüketirken, bir taraftan da doğayı ve canlılarını yok ederek adeta kendi kıyametini hazırlıyor gibi. Kendisine yüce Yaradan tarafından bahşedilen eşsiz dünyamızı sanki yok etmeye programlanmış bir yokedici gibi yaşamına devam ediyor. Dünyadaki bitmeyen savaşları ve ekonomik cançekişi de üzerine eklersek gerisini siz düşünün artık hangi güçle ve güçlüklerle yaşamaya devam ettiğimizi. İnsan üstü bir güçle yaşam savaşı veriyoruz kanaatimce.
Tüm bu kaosun içinde gündemdeki sel felaketlerine tekrar gelirsek; öyle büyük boyutlarda yağmurlar dolular yağıyor ki, oluşan felaketleri gördükçe insanın aklı almıyor neredeyse. Dere yatakları şehirleşmesi ve altyapı sorunlarımız var tabiki, çünkü zamanında şehirler kurulurken mühendislerin, projelere imza atanların, onaylayanların vs yetersizliğimi dersiniz, plansızlığımı dersiniz, geleceği vede olabilecek afetleri öngörememesimi dersiniz, akıl fikir düşünce ahlak vs neyi derseniz deyin bilmem ama tüm bu olgular bütünlüğü hem insanlığı hem doğamızı hemde hayvanları yok ediyor. Her geçen zamanda da şehirler için büyük değişimler yapamıyor gelen yöneticiler. Çünkü devasa bir değişim sözkonusu, başlansa belki yıllar sürecek... Buna rağmen başlansaydı yıllar önceden, en azından bizler görebilirdik şimdiye. Böylesi afetler (yağmur sel deprem yangın gibi felaketler) düşünülmeden inşaa edilen her yerleşke, bu tür afetlerde neyazıkki çok fazla mal ve can kayıplarına yol açarken, kayba uğramayan insanlarıda gördükleriyle ve hissettikleri acılarla psikolojik olarak yıkmaya devam ediyor. Birde şu gerçeği göz ardı edemeyiz tabiki. Bazen herşeyi düzgün yapsakta doğanın afetine insanlık herzaman yenilecektir. Şu büyük ve anlamlı sözü tamda yeri gelmişken birkez daha hatırlamakta fayda var ozaman.
"Sen tedbirini al, takdiri Allah'a bırak"
Buna ne denir peki: "Tevekkül"
Tevekkül nedir? Yapılacak bir iş için tüm gücünle, elinden geleni yaptıktan sonra sonucunu Allah'tan beklemektir.
Sel felaketi dün gece de memleketim olan Osmaniye'nin Kadirli ilçesini vurmuş. Ve sosyal medyada gördüğüm kadarıyla şuana kadar 2 insan vefat etmiş. Allah rahmet eylesin. Burada çoğunun görmediği yada görmek istemediği; dünya için ve insanlığın hayatta kalması için yaratılmış o masum hayvanların da bu felaketlerde öldüğü ancak can kaybı olarak görülmediği beni ve empati seviyesi olgunlaşmış nice insanları derinden üzmektedir. Bunuda belirtmeden geçmek istemedim.
Dilerim can ayrımı yapmadan kurtarma çalışmalarını sürdürüyorlardır. İnsan olmanın gerekliliği merhametten, adaletten, saygı ve sevgiden geçer. Ben başka türlü bir insanlık algılayamıyorum. Afetlerden etkikenen tüm il, ilçe, kasaba, köy, yerleşke, insan, hayvan hepimize geçmiş olsun, Allah yar ve yardımcımız olsun. Ölenlere Allahtan rahmet diliyorum.
Yaşadığımız afetlerden, can kayıplarından ve insanlığın tükenişinden kaynaklı hissettiğim derin üzüntü ile sürçü lisan ettimse affola...