BUNLAR HANGİ KAN GRUBUNDAN?
BUNLAR HANGİ KAN GRUBUNDAN?
Müslüman Kardeşine Kötülük Yapanların Hezeyanları Üzerine
Evvela aziz mübarek Ramazan Bayramınızı tebrik eder, esenlikler dilerim. Allah’ın mağfiret ettiği kullarından olmamız duasıyla sizleri selamlıyorum.
Kaleme aldığımız bu yazı aslında “iç yakan”, “aklı dumura uğratan” bazı şeylere bir ikazdır. Rivayetler üzerine değil, bilakis kulaklarımızla duyduğumuz çok acı ifadelerin çirkinliklerine karşı bir haykırıştır.
Başlığımıza bakarak “nereden çıktı bu soru” demeniz gayet normal. Lakin Gazze, Arakan, Yemen, Suriye, Irak, Libya ve onlarca İslam ülkesinin Müslümanlarının zor durumları içimizi kavururken, kendi menfaatlerini düşünen insancıklara bir haykırışımızın olmaması bizi çok rahatsız edecekti. Evvela iç cephe, evvela aile içi ve evvela hakikat diyen, buna azami riayet etmeye gayret gösteren kimselerin bir tepkisidir bizimkisi.
Bu kadar mukaddimeden sonra hazırsanız başlayalım dostlar:
Dünya denilen yer, her olayın sahnesidir; iyi kötü, güzel çirkin, doğru yanlış ve daha niceleri.
Aklıselim yaşamaya çalışan bizlerin tercihleri bellidir.
Ekranlardan, haberlerden, çevremizde olup bitenlerden ötürü sinir kat sayımız bazen acayip yükselir. Tabii ağzımızdan küfürlü sözler ve yakışıksız ifadeler çıkarmamaya gayret ederiz. Ama farklı sorularla da şaşkınlığımızı ortaya sermekten geri durmayız.
Şaşkınlık içeren metaforik sorulardan birisi de o failler için: “Bunlar hangi kan grubundan?” sorusudur.
Evet, bu bir tıbbi soru olmayıp, bir ruh röntgenidir.
Bir biyoloji sorusu olmayıp, bir ahlâkî teşhistir.
Bu öyle bir meseledir ki dostlar; damarlarda dolaşan alyuvarların değil, vicdanlarda dolaşan kirin/kirlenmenin meselesidir.
Çünkü bir Müslüman, Müslüman kardeşine bile bile kötülük ediyorsa; onu itibarsızlaştırıyor, sırtından vuruyor, iftira atıyor, hakkını yiyor ve emeğini sömürüyorsa; orada artık aynı rotanın yolculuğundan söz edilemez.
21. yüzyılın ikinci çeyreğine adım attığımız bu dönemde, Müslümanlara yönelik eziyet, zulüm ve işgaller karşısında birlik, dirlik ve dayanışma içinde olunması gerekirken; kişisel menfaatler, egoist ve bencil arzular, güç zehirlenmesi ve kibir uğruna sergilenen tutumlar nedeniyle insanlar birbirlerinin eziyetine maruz kalmaktadır.
İşgal altında bulunan Gazze gibi yerlerdeki Müslümanlara “zekât” yardımlarının gitmesine engel olmak isteyerek, maddi imkanları kendine yontanlar için; “Bunlar hangi kan grubundan?” sorusu sorulur.
Depremzedeler için verilen yardımları evirip çevirmeyle “iç eden” kimselerin kılıfına karşı illa ki “Bunlar nasıl bir vicdan sahipleridir?” sorusu sorulur.
Yerli ve millî bir kimlik ve anlayışla vatana hizmet eden, ömrünü maneviyata adayan insanlara iftira atmaktan çekinmeyen; itibar suikastını olağan gören, İslami neşriyat, yayın ve organizasyonları engellemeyi kendince meşru sayan ve bu yayınların paylaşılmasına dahi tahammül edemeyen bu zavallılar (!) için ‘Bunlar hangi ahlakın temsilcileridir?’ sorusu elbette sorulacaktır.
Sorulmasa şaşırırım.
Sormayanlardan şüphe ederim.
Müslüman Müslümana Kıyamaz Demeyin! Bunlar Hem Kıyar Hem Kuşbaşı Yapar!
Kur’an’ın hükmü nettir, tefsire ihtiyaç duymaz:
Anlamı: “Müminler ancak kardeştir.” (Hucurât/10)
Kardeşlik; rakip görmemeyi, hasetle bakmamayı, kuyu kazmamayı gerektirir. Oysa bazı zümreler ne yaptı/yapar? Aynı safta omuz omuza namaza durduğu, aynı sofrayı paylaştığı, aynı dini eğitimler aldığı/verdiği, aynı yolda yürüyoruz dedikleri adamın/adamların arkasından kumpaslar kurdular/kurarlar.
Bu insanlar “Kardeş/Kardeşim” dediği, aynı davadayız ve aynı şeyleri savunuyoruz dedikleri insanların ekmeğini, onurunu ve huzurunu hedef alıp aile hayatlarını da tarumar ederler.
“Hizmet”, “dava”, “cemaat” gibi kelimeleri, içlerinde besledikleri ve kimselere göstermedikleri canavarı gizleyen “bir ipek örtü” olarak kullanır, iyi niyet sahiplerinin cellatları olurlar.
Buradan herkese çok açık söylüyorum: Bu kimselerin sergiledikleri bir hata değil, bozuk bir sistemin ısrarıdır. Bu bir gaflet değil, bilinçli bir karakter iflasıdır.
Dillerinde Kur’an, Ellerinde Zehir
Rasûlullah Aleyhisselam bu tipleri asırlar öncesinden işaretlemişti:
Manası: “Müslüman, Müslümanın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.” (Buhârî/Îman/4)
Şimdi bunlara soruyoruz: Sizin elinizden kim emin? Sizin dilinizden kim selamette?
Ayet okuyup kalp kırarlar. Hem de ne kırma!
Bunlar gittikleri her yeri “hadsizlikleriyle” sarıp sarmalamışlardır.
Hadis anlatıp itibar cellatlığı yaparlar.
“Müslüman, Müslümanın kardeşidir” hadisini hiç hatırlamazlar. Yani anlatırlar ama uygulamazlar.
İftira atmak, bunların bildikleri ustalıkların başında gelir.
Hı, bir de dua edip kul hakkı biriktirirler. Hem de ne biriktirme!
Evet, böyle kimselere soruyoruz: Siz hangi kan grubundansınız?
Aynı kıbleye döndüğünüz insanı, kutsal kelimelerin arkasına saklanarak boğazlayan hangi bahçenin ayrık otlarısınız?
Kendini “Hint Kumaşı ve Allame” Sayanların Büyük Yanılgısı
Bu tiplerin en tehlikeli yanı, kendilerini “Peygamberlerimizin takipçisi ve varisi” sanmalarıdır. Etraflarına, kendilerine dokunulmayı engelleyecek bir zırh örmüşlerdir. Çeşitli isim ve sıfatlarla salına salına gezerler.
Çıplaklardır ama giyinik kral sanrısıyla avaredirler.
Herkese karşı sahte tevazu sergileyerek; “Biz olmasak bu dava biter” hezeyanıyla kendilerini nimet üstü nimet sayarlar.
Eleştirilmeyi fitne, hesap sorulmayı ihanet sayarlar. Ama açıkça kendileri fitne yaparlar, iftira atarlar ve cevazlarını/fetvalarını da verirler!
Kendi zalimliklerine “hikmet”, mağdur Müslümanların çığlıklarına “nifak” derler. Oysa Kur’an’ın uyarısı sarayları bile sarsacak kadar serttir:
Anlamı: “Zulmedenler, nasıl bir inkılapla devrileceklerini yakında bileceklerdir.” (Şuarâ/227)
Yüce Dinimize ve Müslüman Şahsiyete Duyulan Güvenin Sarsılmasına Neden Olurlar.
Bu tipler yalnızca bir kişiyi yakmaz; bir neslin inancını da küle çevirirler.
Gençlerin dine ve dindara olan güvenini sarsarlar.
Samimi insanları yalnızlığa ve soğukluğa mahkûm ederler.
“Dindar” kavramını, menfaat ve entrika ile eş anlamlı hale getirirler.
İnsanlar dinden değil, onların sergilediği dindarlıktan kaçarlar. Davadan değil, sözde dava ehli kimselerin ahlâksızlıklarından iğrenirler. Ve bilinmelidir ki, bunların kıldığı bin rekât namaz, belki de yıktıkları bir gönlün vebalini temizlemeye bile yetmeyecektir.
Celladın Kendini Kurban Sanması
Zulmün en zirve noktası, zalimin kendini mağdur gibi pazarlamasıdır.
Bunlar; bozdukları psikolojileri, yıktıkları yuvaları, yitirilen güvenleri, sürgün ettikleri umutları, iftirayla kararttıkları hayatları asla hatırlamazlar. Ama onlara hatırlatacak olanlar vardır.
Mazlumların secdede Rabb’lerine olan şikayetleri o çıkarcı ve kanı bozuk hainleri yakacaktır. O dua, bazen bir sükûtta gizlidir, bazen bir gözyaşında.
Ve o hesap, hiç beklemeyen bir sabahın seherinde önlerine konur.
Beklesinler! Rahat ve sere serpe yattıkları bir sabahın seherinde uyanacakları ahın hesabına hazır olsunlar.
Korkmuşlardır değil mi?
Ne demişler; korkunun ecele faydası yoktur.
Yenilecekler!
Saklamaya çalıştıkları şeyler, bir gün muhakkak kendi başlarını yiyecektir.
Anadolu’nun irfanını, bilgeliğini, Müslüman’ın ferasetini ve basiretini hafife alan ve hatta alay edenler!
Yenilecekler!
Asıl Mesele Kan Değil, Karakter Meselesidir
Bu bir hakaret metni değil, bir hakikat aynasıdır.
Kan grubu A, B, AB veya 0 olabilir; bu biyolojinin konusudur.
Fakat insanlık grubu ikiye ayrılır: Mümin olup kardeşine kalkan olanlar ve mümin görünüp kardeşine leş kargası olanlar.
İkincilere sözümüz nettir: Dinin gölgesine sığınarak işlediğiniz her suç, Allah nezdinde cezalandırılır.
Zalimlikleri ve zulümleri için, kutsallığı gölgeleme yapanlar; yenilecekler.
Kim bilir belki bir gün üç yüz liralık bir tripoda belki kalemden çıkacak bir yazıya, belki bir sözden anlaşılacak açıklamaya ya da alengirli işlerinin gizliliklerinin ayyuka çıkmasından cezalarını çekeceklerdir. Allah bilir.
Biz kuluz ve dua ederiz, kulluk yaparız.
Biliriz ki Yüce Rabb’imiz her şeye kadirdir.
Allah adildir; mühlet verir ama asla ihmal etmez.
Önemli bir notla bitirelim: “Bu yazı kendini bilenle değil, kendini bilmezle ilgilidir.
Üzerine alınan ya gerçekten muhataptır ya da gereksiz hassasiyet gösteriyordur.”
Kalın sağlıcakla…