ELİF BOYLU SEVGİLİ

Ahmet Özkan

ELİF BOYLU SEVGİLİ

2026/22

نِيستْ بَرْ لَوْحِ دِلَمْ جُزْ أَلِفِ قَامَتِ دُوست
چِه كُنَمْ حَرْفِ دِگَرْ يَادْ نَدَادْ اُسْتَادَم

Nîst ber levh-i dilim cüz Elif-i kâmet-i dost,
çi kunem harf-i diğer yâd ne-dâd üstâdem.

Gönül levhamda (kalbimde), alfabenin bütün harflerinden sadece sevgilinin boyuna benzeyen Elif (ا) harfi vardır. Kalbimde başka hiçbir harf yoktur.
“Niye?” diye sorsanız cevabım şudur: Bana medresede ders veren üstadım, hocam, bana eliften başka hiçbir harf ezberletmedi de ondan.

Durum böyle olunca, kalbimin levhasında da sadece Elif olunca, gece gündüz ve her zaman onunla meşgulüm; vaktimi O’na ayırıyorum. Öyle ki:

وَلَمْ يَبْقَ لِي وَقْتٌ لِذِكْرِ مُخَالِفٍ
وَلَمْ يَبْقَ لِي قَلْبٌ لِذِكْرِ مُوَافِقٍ

Ve lem yebka lî vaktun li-zikri muḫâlifin,
ve lem yebka lî kalbun li-zikri muvâfikin.

Muhalif olanla ve boş şeylerle uğraşacak vaktim yok.
Muvafık olanı, uygun şeyleri ve başka harfleri bile anacak, hatırlayacak bir kalbim de yok. Zira Elif (ا) harfinin sevgisi, zikri ve fikri, murakabesi kalbimi istilâ etti; esîr etti, kuşattı.

ٱللّٰهُ وَلِيُّ ٱلَّذِينَ آمَنُوا
(Bakara, 257)

Bu ve benzeri Âyet-i Kerîmelerde mü’minlerin dostu yüce Allah’tır. Elif, ٱللّٰه mübârek ve akdes isminin ilk harfidir. Bütün Esmâ-i Hüsnâ tahalluk içindir; ama ٱللّٰه ismi şerifi tealluk içindir. Yani bütün güzel ve mübârek isimlerden kul hisse alır. Meselâ yüce Allah Rahîm’dir, mü’min de kendine göre merhamet sahibidir. Ama ٱللّٰه ismi şerifi tealluk içindir. Yani Rahîm olan Allah, Aziz olan Allah… dediğimiz gibi bütün isimler Allah ismine bağlı oldukları gibi, herkes O’na, Allah ismine bağlanır; iltica eder, sığınır.

Kalbi, dostumuzun hoşlanmadığı şeylerden ve kimselerden, yani mâsivâdan boşaltmak gerekir. Keseyi ve kasayı da hesap günü rahat hesap vermek için boşaltmak (en azından haramdan ve bize ait olmayan maldan) temiz tutmak gerekir. Baksana, sıfır (0) içi boş olduğu için bütün rakamlardan üstündür ve yüksektir. Biri onu on yapar, ikiyi yirmi yapar. Dünya yükünü hafif tutan kişi, âhirette rahat eder.

Bugün anladığımız dilden konuşacak olursak, şöyle diyebiliriz: Yüce Allah bir kimseye iki kalp vermemiştir. O zaman bu tek kalbi Allah’a; zikrine, sevgisine, tefekküre, Allah’ı sevenlerin sevgisine, Elif (ا)’e tahsis etmeli. Olur olmaz şeyleri, dünyalıkları, tahta, demir, çaput, bitpazarı eşyalarını kalbe doldurup onu yormamalıdır. Ömür boyunca Ali, Veli, Ayhan, Burhan dedik; geri kalan ömrümüzde artık en çok Allah diyelim.

Keseyi boşaltmak, dünyayı gönülden çıkarmak demektir. Dünya kalpte değil; masada, kasada, cebimizde kalabilir elbette. Sıfır (0) da hiçlik demektir.

اَلْعَدَمُ عِصْمَةٌ
El-‘ademu ‘ıṣmetün.
Yokluk kurtuluştur. İyi düşünelim: Kulun nesi var? Her şey Allah’ın ve emanet değil mi? Evet… O zaman zavallı insanın nesi kaldı, nesi var? Hiçbir şey.

Uzatmadan yazımızı şu nasihatle bitirelim:

لَا تَكُنْ شَيْئًا إِنْ شِئْتَ ٱلْوِصَالَ
وَٱمْحُ فِيهِ ٱلنَّفْسَ إِنْ رُمْتَ ٱلْكَمَالَ

Lâ tekun şey’en in şi’te’l-viṣâl,
vemḥu fîhi’n-nefse in rumte’l-kemâl.

Eğer Yüce Allah’a layık olduğu anlamda vasıl olmak istersen, kendini hiç gör. Bu yolda, yani vuslat konusunda kemâle ermek istiyorsan, nefsini terbiye et ve aradan kaldır.

Yüce Allah bizleri ve bütün mü’min kardeşlerimizi her hayra muvaffak eylesin, her şerden uzak eylesin.
Allâhu bes, bâkî heves diyen ve altını dolduranlardan kılsın. Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü
22/01/2026 – Perşembe