Bir İlahiyle Başlayan Beklenmedik Uyanış

Adnan KALKAN | Yazar | Aile Danışmanı

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in cesareti ve Celal Karatüre'nin samimiyeti, neslin iman hamurunu ortaya çıkardı. Şimdi bize düşen bu hamuru yoğurmak.

Bir İlahiyle Başlayan Beklenmedik Uyanış
Ramazan ayına girmeden hemen önce, sıradan kendi hâlinde bir vatandaş, daha altı ay öncesinde “hav hav” diye köpek sesi çıkaran ve bunu bir akıma dönüştürüp neslimizi havlatmaya çalışan bir akıma karşı; “Kâbe’nin yolları taşlıdır Allah.” diye bir ilahi söyledi.
Kabe’de hacılar “Hu!” der Allah,

  "Yer, gök inim inim iniler Allah,
  Melekler defterini yeniler Allah,
  İzin ver de Kabe’ni görelim Allah,
  İzin ver de yolunda ölelim Allah,
  Göster cemalini görelim Allah.

  Kabe’nin yolları taşlıdır Allah,
  Hacıların gözleri yaşlıdır Allah,
  Dervişlerin ciğeri ateşlidir Allah,
  İzin ver de Kabe’ni görelim Allah,
  İzin ver de yolunda ölelim Allah,
  Göster cemalini görelim Allah."

Aslında bunun bir akıma dönüşeceğini ve dünyada birinci sıraya oturacağını kendisi bile düşünememiştir. Tarih boyunca tarihî dönüşümleri gerçekleştirenlerin neredeyse hiçbirisi bunu tarihi dönüşüm noktası olduğunu bilerek yapmamıştır. Lakin hepsi samimiyet ve gayret çerçevesinde gerçekleşmiştir. Hiç şüphem yok ki bunun bir akıma dönüşeceğini Celal kardeşim kendisi bile düşünememiştir.

Samimiyetin Getirdiği Muvaffakiyet
Yıllardır Abdurrahman Önül bu ilahiyi söyler. Allah kendisinden razı olsun. İzlenme veya dinlenme sayıları birkaç yüz bini pek geçmez. Fakat Ramazan etkinlikleri ile birleşince Abdurrahman Önül ve Celal Karatüre kardeşlerimiz yeniden çektikleri bir kliple hâlihazırda 10-15 günlük bir süreçte 40 milyon izlenmeye dayandı. Bu da başlı başına bir samimiyet başarısıdır.

Maarif’in Kalbinde Ramazan Etkinlikleri
Diğer taraftan Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin imzasıyla okullara gönderilen genelge ile beraber okullarımızda “Maarif’in Kalbinde Ramazan” adıyla Ramazan etkinlikleri başlatıldı.

Bir zamanlar Uğur Dündar’ın ve Mehmet Ali Birand’ın, bazı çocukların bir öğretmen tarafından namaza götürülmesini manşet yapan ve dinsizliği okullarda çocuklarımıza aşılamaya çalışan bir Millî Eğitim’den; Ramazan’ın kalbinde, Maarif’le Ramazan etkinliklerini bizzat düzenleyen bir Millî Eğitim’e geçiş elbette kolay olmamıştır.

Geçmişten Bugüne Millî Eğitimde Büyük Değişim
Hükûmetin 24 yıl içerisinde birçok yanlışı olduğu gibi -misal İstanbul Sözleşmesi, 6284 nolu yasa, “kadının beyanı esastır” gibi-; fakat insanların başörtüsüyle kamusal alanlarda rahatça çalışabilmesi, inançlarını yaşayabilmesi… Ve en önemlisi gençlerimize imansızlık aşısını yeri geldi evrim, yeri geldi diğer safsatalarla aşılamaya çalışan bir Millî Eğitim’den; okullarda mescit açtıran bir Millî Eğitim’e geçiş büyük kazanımdır.

İlk defa bir bakan çıktı ve yabancı okullara meydan okudu. Karma eğitimi gündem yaptı. Evrim safsatasını ders kitaplarından çıkardı. Elbette bunlar büyük başarılardır ve Sayın Bakanımızı tebrik ediyoruz.

Beklentilerimiz ve Yeni Adımlar
Lakin bununla birlikte daha da kat edeceğimiz yollar var. Mesela yaratılışın kitaplara girmesi, cihat kavramının —bu kadar savaş çevremizde varken— ihtiyaç kabul edilip kitaplara girmesi, düşman kavramının yeniden kitaplarda anlatılması beklenen diğer ehemmiyetli beklentilerimizdir.

Sayın Bakanımız dik durmayı bilen, ikna olduğu takdirde düşüncelerini ve projelerini hayata aktaran bir bürokrattır.

Saldırılara Rağmen Geri Adım Atmayan Bir Tavır
İşte bu Ramazan etkinlikleri, bütün din düşmanlarının saldırılarına rağmen; millî ve manevi değerlerin neslimize öğretilmesini engellemeye çalışanlara rağmen; her türlü çamuru kendisine atıp kendisinin ayağının tozu bile olamayacakların seviyesiz ve ahlaksız saldırılarına rağmen; kendisi bu alanda geri adım atmamıştır.

Aslanlar gibi kükreyerek nesli ihya, medeniyeti inşa mefkûremize nesil yetiştirmeye devam etmektedir.

Her Şeyi Bir Anda Beklemek Doğru Değildir
Elbette Millî Eğitim istediğimiz düzeyde değildir. Lakin her şeyi bir anda istemek ne akla ne vicdana sığar. Bize düşen, kendisinin din ve vatan düşmanlarına karşı sağlam bir cephe ile yanında yer almaktır.

Gerek din ve vatan düşmanları gerekse bunlara destek vermeye çalışan ahmaklara karşı Yusuf Tekin’i desteklememiz gerekiyor. Şahsen ben samimiyetine inanıyorum.

Millî Eğitim’e gerek kendisi gerek kendisinden sonra gelecekleri bu yolda destekleyerek neslimizi yetiştirmeye çalışmalıyız.

Bu Neslin Hamurunda Hâlâ İman Var
Ramazan etkinlikleri gösterdi ki bu neslin hamurunda hâlâ iman vardır. Küçük bir kıvılcımla küçücük çocuklar nasıl “Allah!” diye nida atıyorsa hâlâ umut var demektir.

Ve hep birlikte bu iman hamurunu hâlâ kendinde besleyen neslimizi yetiştirmeye gayret etmeliyiz.

Nesil Yetiştirmek Gayret ve Bedel İster
Gayret etmeden nesil yetiştirmek, bedel ödemeden kazanım elde etmek mümkün değildir. Havaleciliği bir tarafa bırakıp Bakan Bey’e de destek olarak bu yolda ilerlemeye devam etmeliyiz.

Diğer taraftan her şeyi Bakan Bey’den beklemek de ayrı bir akıl hastalığıdır. Mesela Bakan Bey genelgeyi yayınladı; okul müdürleri etkinlikleri yapmazsa yine bir anlamı olmaz. Onun için öğretmenler ve yöneticiler de bu konuda Bakan Bey’e destek olmalıdır.

İman Hamurunu Yoğurmak Hepimizin Vazifesidir
Neticede Celal Karatüre bir akım başlattı. Allah onu Yusuf Tekin’in genelgesine denk getirdi. Ve neslin iman hamuruyla yoğrulduğu, hâlâ bu imanı kalplerinde bulundurduğu kesinleşti.

Bundan sonra bu hamuru yoğurmak ve ekmeğe döndürmek hepimizin vazifesidir. Birileri gelip bu nesli yetiştirmeyecek. Sonuçta bizler yetiştireceğiz.

Herkes üzerine düşeni yapmakla mükelleftir.
Yaptıklarımızın hesabını vereceğiz.
Yapmadıklarımızın da hesabını vereceğiz.
Yapabilecekken yapmadıklarımızın da aynı zamanda hesabını vereceğiz.
Rabbim bizi hesabını yüz akıyla veren kullarından eylesin.

Dua ediyoruz ki Rabbim bizi nesli ihya, medeniyeti inşa mefkûremizde istihdam eylesin ve göz aydınlığı olacak bir nesil yetiştirmeyi bizlere nasip etsin.