Hayata Dair
Hayata Dair!
Öfkeden başınızın avuçlarınıza sığmadığı, saçlarınızı yolarken acı bile hissetmediğiniz anlarınız çok olmuştur. Dünya denilen bu girdaba neden ve nasıl bırakıldık bilmiyorum. Lakin emin olduğum bir şey var ki, bu hayatın tekrarı yok ama uzatmaları var. O halde bize düşen şey bir defalığına verilen bu yaşamı en kaliteli bir şekilde sonlandırmaktır.
Ölümlü olmak kader ama kaç yıl yaşayacağımız büyük oranda tercih meselesidir, daha doğrusu yaşam tarzımızla ilgilidir ki yazımın başında bahsettiğim “uzatmalar” budur. İşte tam bu noktada hayatı boyunca birçok sergüzeştler yaşamış, tahammülü zor acılarla mücadele etmiş birsi olarak; yaşamınıza bir nebze de olsa ışık tutmak adına tecrübelerimden hareketle hayata dair tavsiyelerimi 10 madde halinde ilginize sunmak istedim:
1- Hiçbir kimseyi veya şeyi, asla hayatınızın merkezine koymayın. Zira bu durum, kendi hayatınızı anlamsız hale getirecek, en azından değersizleştirecektir. Çünkü yaşamınızın merkezine aldığınız kişi veya şey hayatınızdan çıktığı anda sudan çıkmış balık misali yaşam enerjiniz azalır, nefes bile alamaz hale gelirsiniz!
2- Yaşamınızı asla başka bir şeyin veya kimsenin varlığına endekslemeyin. Denediğinizde göreceksiniz ki hayat onlarsız da devam edebiliyor. “Sevgilim olmadan yaşayamam” veya “sigarasız bir hayat düşünemiyorum” demeyin, zira biliyorsunuz ki siz ne sevgilinizle, ne de sigarayla birlikte bu dünyaya geldiniz!
3- Size değer veren veya kendinizi değerli hissettiren kimselerden hak ettikleri değeri asla esirgemeyin, aksi takdirde o kişiye haksızlık etmiş olursunuz. Ancak hiçbir kimseye de hak ettiğinden fazla değer yüklemeyin, bu durumda da hem değerin kendisine hem de kendi kişiliğinize zulmetmiş olursunuz.
4- Hayat yolculuğunda karşınıza çıkan güzel şeyleri “belki daha güzeli çıkar” diyerek asla elinizin tersiyle itmeyin. Emin olun ki çıkmayacak. Dolayısıyla muhatap olduğunuz her güzel fırsatı Tanrısal bir lütuf olarak görün lütfen. Unutmayın ki, “eldeki bir serçe, damdaki bin güvercinden iyidir!”
5- Hiç kimseye gereğinden fazla acımayın. Çünkü acınacak durumda olan insanların çoğunluğu aslında kendine acımadığı için acınacak duruma düşmüş kimselerdir. Dolayısıyla, kendine acımayana acımak en açık aptallık belirtisidir!
6- Yaşamınıza artı değer katmayan her kimse veya şey, size musallat olmuş bir virüstür ve aslında hayatınızdan eksiltiyor demektir. Buna izin vermeyin ve üzerlerini çizin gitsin. Aksi takdirde adım adım tükenirsiniz!
7- Çevrenize bağlı olarak yaşayacağınız her depresyon hâli, sizi koşar adım ölüme yaklaştıracaktır. Zira Tanrı, insanı son derece bütünlük içinde yaratmış ve psikolojiniz alt üst bir durumdayken fizyolojinizin sağlam olmasını bekleyemezsiniz. Çünkü tüm bağışıklık sisteminiz çöker ve bir süre sonra bütün hastalıkların limanı haline gelirsiniz!
8- Unutmayın ki sizi hayattan koparmasına izin verdiğiniz her kim veya şeyse, heba ettiğiniz ömrünüzün bir dakikasını bile size geri veremeyecektir. Belki de ölümünüzle birlikte birkaç damla timsah gözyaşı akıtacaklar hepsi bu!
9- Hiçbir kimseden merhamet dilenmeyin. Emin olun birçok insandan merhamet beklemek, şeytana cennetin yolunu sormaktan farksızdır!
10- Netice olarak, şu küçücük gezegendeki kısacık hayatınızda yaşamınıza musallat olan virüsleri olabildiğince temizleyip yolunuza tebessüm ederek devam edin. Hayatın bize ne gibi sürprizler sakladığını hiçbirimiz bilmiyoruz. Umarım toprağın altı üstünden daha sıkıcı olmayacaktır!