Düşmanı Dua ile Yenmek!

Adem DOĞANTEMUR

Düşmanı Dua ile Yenmek!
Ülkemizin ünlü medyatik hocalarından birisinin söylediği iddia edilen “ABD ve İsrail’i dualarımızla yok edeceğiz” şeklindeki bir ifade son günlerde sosyal medyada bolca dolaşıyor ki bu söylem birçok Müslüman’ın da gönlünü okşamıyor değil! Eğer iddia doğruysa bu düpedüz Allah’ın karizmasını çizmektir. Çünkü Allah kimsenin emir eri olmadığı gibi, O’nun gerek dâhilî gerekse hâricî hiçbir savaşta doğrudan taraf olmak gibi bir yöntemi de yoktur. Eğer olmuş olsaydı;

-Hz. Muhammed’in vefatının ardından Cemel Savaşı’nda 10 bin sahabenin birbirlerini katletmelerine izin vermezdi!

-Yine birçoğu sahabe olan 70 bin Müslüman’ın Sıffin’de Ali ve Muaviye kavgasına kurban edilmesine göz yummazdı!

-Önce Yezid’in, ardından da Haccac’ın orduları Kâbe’yi yerle bir ederken bu duruma sessiz kalmazdı!

-Tarihin en acımasız katliamının yapıldığı iki dünya savaşında 100 milyonun üzerinde masum insanın ölmesini bir şekilde engellerdi!

-Modern Avrupa’nın en karanlık sayfalarından birisi olan Bosna Savaşı’nda 80 bine yakın Müslüman’ın soykırıma uğramasını oturup seyretmezdi!

-Dünyanın gözünün içine baka baka Myanmar ve Arakan’da 10 binin üzerinde Müslüman’ı katleden Hindu veya Budistlerin böylesine saçma bir din savaşına müsamaha göstermezdi!

-Hâlâ devam eden Gazze saldırılarında 2 yıl gibi bir sürede 75 bine yakın masum halkın Siyonistler tarafından hunharca öldürülmesine müdahale ederdi!

Tabi ki örnekler çoğaltılabilir ama bu kadar yeterli. Demem odur ki Tanrı nasıl bu savaş ve katliamlarda tarafsız kaldıysa, yine aynı şekilde devam edecektir. Emin olun siyaset bilimcilerin söylediği şekilde İran’dan sonra sırada Türkiye varsa bile Tanrı yine tarafsızlığını korumaya devam edecektir. Ne Sünnilerin Mesih’i gelecek yardıma, ne Şiilerin mehdisi, ne de melekler!

Benim evrensel ahlak anlayışıma göre dünyadaki tüm savaşlar aslında iç savaştır. Çünkü bütün insanlar kardeştir ve aynı kümenin birer elemanlarıdır. Hangi din ve ırktan olursa olsun; dünyanın huzuruna kast eden, insanlığın kardeşçe yaşamasına engel olan tiranların ve kaçıkların zulmüne karşı koymak insan olmanın bir gereğidir. Ancak bu dua ile değil; akıl, bilim, teknoloji ve güç ile olur. Yani denizin ortasında kaldığınızda tabi ki dua edin ama olabildiğince küreklere asılmayı asla ihmal etmeyin!

Peki, neden Müslümanlar böyle durumlarda ve özellikle Batı’ya karşı direkt duaya sarılır ve gökten mistik kurtarıcı beklerler? Çünkü bilimde, teknolojide bizden üstünler. Neden mi?
 
-Biz asırlarca kutsal metinlerde boğulduk, onlar kâinat kitabında!
-Biz âyeti yalnızca metinlerde aradık, onlar doğada!
-Biz sürekli kutsal metinleri tefsir ettik, onlar Allah'ın evren yasalarını!
-Biz Allah’ın onlarca emrine rağmen sadece zikir ürettik onlar fikir ürettiler!
-Biz tevekkül ettik onlar tefekkür etiler... Ve İslam dünyası olarak hâl-i pür melâlimiz ortada: Açlık, sefalet, kan, gözyaşı ve savaş!

Şimdi bazılarınızın “Sen ne diyorsun hocam! Allah’ın gücünü inkâr mı ediyorsun? Allah Bedir’de Müslümanların yardımına melekleri göndermedi mi? Kâbe’yi yıkmaya gelen Ebrehe ordularını sürü halinde gönderdiği kuşlarla (ebâbîl) yerin dibine batıramadı mı?” dediğini duyar gibiyim!!!