Akıl-Sezgi ve Bilim

Adem DOĞANTEMUR

Akıl-Sezgi ve Bilim

Bilimsel bilginin nesnel yollarla adım adım yapılandırıldığı kabul edilir. Ancak bilim tarihindeki en önemli atılımların birçoğu, bir kişinin zihninde birden bire filizlenivermiştir. Aslında hepimiz yaşamımızın bir döneminde bu türden şeylere şahit olmuşuzdur. “Birden aklıma geliverdi” deriz ki bilim ve matematik tarihinde bu türden olayların sayısı oldukça fazladır.

Bilimin mantıklı ve sistematik olması gerekir. Fakat ilginç bir şekilde büyük keşifler genellikle ani sezgiler, yani akla doğan bilgiler sayesinde yapılmıştır. Mesela Arşimet masasında çok çalıştı ama kaldırma kuvvetini hamamda buldu. Ya da Newton yerçekimini masasında değil mangal başında buldu vs.

Rüyalarında buldukları formüllerle Nobel ödülü kazanan birçok bilim insanından bahsedilir: Kekula (benzen molekül formülü), Mendelyev (periyodik tablo), Jon Van Newman (bilgisayarların temelini atan birçok buluş), Norbert Weiner (radar), Einstein (Rölativite kuramı ile ilgili bazı formülleştirmeler), Nikola Tasla vs…

Albert Einstein’ın bir arkadaşına: “Neden en iyi fikirler aklıma sabahları tıraş olurken geliyor?” diye sorduğu rivayet edilir.

Mozart der ki: “Diyebilirim ki, tamamen kendimde, tek başıma ve keyfim de yerinde olduğunda -mesela bir arabada giderken, iyi bir yemekten sonra yürüyüş yaparken veya geceleri uyuyamadığımda- işte fikirler en çok bu gibi durumlarda akmaya başlıyor ve daha verimli oluyor.”

Çaykovski der ki: “Gelecekte yazılacak bir kompozisyonun ilk ilhamı aniden ve beklenmedik bir yerde ve şekilde gelir. Ruh hazırsa olağanüstü bir güç ve hızla köklenir, topraktan dışarı fırlar; dallarını, yapraklarını çıkarır ve sonunda filizlenir.”

Bazı gözlemciler aniden gelen bu ilhamların sebebini bilinçaltında otomatik olarak işleyen akla uygun, mantıklı bir düşünme süreci olarak açıklar. Parlak bir matematikçi olan Paul Erdüs’e fikirlerinin nereden aldığı sorulduğunda “Doğrudan doğruya kitaptan” der ve “Tanrı’nın, en iyi kanıtların yazılı bulunduğu sınır-üstü bir teoremler kitabının olduğunu ve çok istekli olduğu takdirde kitabın bir an için kendine verildiğini” söyler.

Ben açıkçası sezgisel bilgiye inanıyorum. Ama bunun vird, zikir, riyazat vb. mistik usullerle değil, AKLI SÜREKLİ FAAL TUTARAK ENTELEKTÜEL YÖNTEMLERLE olacağını düşünüyorum. Zira böyle bir akıl, aynı zamanda Yazılım Sahibi'yle irtibat hâlinde olabilen güncel bir akıldır/âyettir! Fıtratımızdaki ilâhî yazılım gereği her insan, programın sahibi yüce Yaratıcı'yla sürekli iletişim ve etkileşim halindedir. Aklın her daim Yaratıcı kaynak tarafından güncelleniyor oluşu, esasında aklını FAAL halde tutan her insanın sürekli bilgiye muhatap olduğu anlamına gelir.

“Göklerde ve yerde bulunanların hepsi O’ndan ister. O her an yaratma halindedir/her gün yeni bir yolla tecelli eder!” (55/Rahman 29)