İnsanda Kalbin Merkeziyeti: Öz, İdrak ve Maneviyatın Kaynağı…
İnsanda Kalbin Merkeziyeti: Öz, İdrak ve Maneviyatın Kaynağı…
Giriş: Kalbin Temsil Ettiği Öz…
Kalp, insanın özünü temsil eden ve onu soyut ile somut durumlara yönelik olarak idrak eden, düşünen ve kavrayan bütünlüklü bir olgudur. İslam düşüncesinde kalp, insanın özünü mücerretten müşahhasa doğru çıkaran bir özellik olarak ön plana çıkar. Vücutta bulunan ve tüm vücudun iyiliğini veya kötülüğünü belirleyen temel parça kalptir. Bu anlamda kalp, insanda iyi ve kötüyü açığa çıkaran, ortaya koyan temel bir duruş olarak mevcuttur.
Kalbin temel özelliği, bir tarafıyla duygulara sahip olması, bir tarafıyla aşkın olana (manevi olana) açık olması ve aynı zamanda somut durumlara da yönelebilmesidir. Kalp, bütün bu boyutları kendi içinde barındıran merkezi bir yapıdır. Kalp, aynı zamanda duygusal bütün boyutların merkezidir; acı, sevinç, neşe, hüzün ve kaygının merkezi kalptir. Kalp, varlığı ve varoluşu içinde taşıyan ve onu sürekli belli bir dinamizm üzerinden hareketlendiren özel bir hassa’dır.
Türkçede “kalp” kavramı yerine bazen “gönül” ve “yürek” gibi kavramlar da kullanılır; bunlar kalbin uzantıları olarak ön plana çıkar. Örneğin, “gönlü geniş adam” tabiri, ferah, sabırlı ve ilim sahibi olmayı, yani tahammül sınırları geniş olan insanı ifade eder. Gönülden gelmek samimiyet anlamına gelir ve “gönül adamı” aslında kalp adamıdır. “Yürekli adam”ın cesareti ise kalbindeki imanın dirayetinden ve gücünden kaynaklanır.
Kalp, İdrak ve Bilginin Merkezi…
Kur’an-ı Kerim, kalbin idrak yeteneği ile yakından ilişkilidir. Özellikle Bakara suresinin 5. ayetinden sonraki ayetlerde kâfirlerle ilgili bölüm anlatılırken, onların kalplerinin mühürlendiği, katılaştığı belirtilir. Kalpleri mühürlenenler, uyarılsalar da inkâr ederler ve iman etmezler. Kalplerin mühürlenmesiyle birlikte, gözleri görmez olur ve kulakları (basiretleri) hakikati işitmez olur. Kur’an’da görme, işitme ve anlama (fıkhetme) meselesi kalple, gözle ve kulakla alakalı olarak sık geçer. Kalpleri olan ama anlamayan, gözleri olan ama görmeyen (basiret sahibi olmayan), kulakları olan ama hakikati işitmeyenler olduğu vurgulanır. Kalbin fıkhetmesi, ince anlayış demektir; bu da bir şeyin özüne kadar inebilme ve hikmeti kavramaya yönelik bir tanımdır.
Kalbin bilgisi sezgiseldir. Sezgi, insanın bilinmeyen ve görünmeyen şeye karşı bir duyarlılık ve oradan elde edilen bir biliştir. Kalp, arı duru hali üzerindeyken ruhla bağlantı kurar, ruh üzerinden de ulûhiyetle (Allah’la) bağlantı kurar. Bu manevi bağlantı, kalbin gaybi alanla ilgili bazı imkânlara, yaklaşımlara ve düşüncelere sahip olma ihtimalini belirler. Kalbe ilham gelir ve bizim zihinsel olarak düşündüğümüz her şey, kalbin iz düşümleridir. Kalp bu ilahi ilhamları alarak kendini güçlendirir ve bu güçlenme, maddi bilgiden manevi bilgiye geçişi sağlar; aynı zamanda maddi bilginin hakikatine nüfuz etmeyi de mümkün kılar.
Ruh, Akıl ve Kalp Arasındaki Denge…
Kalp, ruh ve beden arasındaki ilişkiyi ve dengeyi sağlayan merkezi bir konumdadır. Ruh, bedeni aşan bir tarafa sahip ilahi bir nefhadır. İnsan bedenine üflenen bu ilahi nefha, ulûhiyetten bir pay taşır ve kalp, ruhla bütünleştiğinde oradan beslenir, güçlenir ve canlanır. Kalp öldüğünde, kişi Allah’la, ruhla ve kalple bağını koparmış demektir. Ancak kalp dirildiğinde maneviyatla bağ kurar ve Allah’ın tecellilerini (ayetleri ve beyyineleri) görebilecek özelliğe sahip olur.
Kalp, akıl üzerinde de belirleyici bir etkiye sahiptir.
Akıl, aslında kalpten beslenen bir özelliğe sahiptir. Kalp istikamet üzere olduğunda, akıl bu istikameti güzelleştiren ve estetik hale getiren bir işlevsellik kazanır; yani araçsal bir önem kazanır. Kalbin imanı tarafından kuşatılmayan akıl aydınlanamaz, bu da bilgiyle eylem arasında kopukluğa neden olur ve ahlak üretilememesi gibi modern düşüncenin açmazlarına yol açar. Bu nedenle, belirleyici unsur akıl değil, kalptir.
Kalbin aydınlanması ve istikamet üzere olması, insanın ahlaki duruşunu da belirler.
Müslümanların, dünyanın neresine giderlerse gitsinler, ahlaklarını taşımaları diğer insanların iman etmelerinin en büyük sebebini oluşturmuştur. Kalbin doğru yönlendirilmesiyle kazanılan en önemli vasıflardan biri de “El-Emin” (güvenilir kişi) vasfıdır. El-Emin vasfı, kalbin tezkiye edilerek, arındırılarak ve saflaştırılarak, o kalbe istinat edilerek hayatın yönlendirilmesiyle kazanılır. Kalp ile söz arasındaki ahenk, uyum ve denge bu vasfı ortaya çıkarır.
Kalbin Arınması ve Kozmik Konumu…
Kalbin tatmin olması, Allah’ı zikretmekle mümkündür. Zikir ve iyilik yapmak kalbi iyileştirir, arındırır, temizler ve yüceltir. Kalp, Allah’ı bir mekân olarak taşıyabilecek bir özelliğe sahiptir ve Müminin kalbi bu sonsuzluğa açık haliyle kâinata dahi sığmayan Allah’a mekân olabilir. Bu durum, müminin kalbinin kâinatı aşan bir özelliğe sahip olduğunu gösterir. İnsan (mikro kâinat) bütün kâinatın özünü temsil eder. Kalp, basiret ve hikmeti kendi içinde tutarak baktığında, yaşadığımız dünyanın alelade değil, muhteşem bir uyuma, ahenge ve senkronizasyona sahip olduğu idrak edilir.
Kalbin bir diğer temel karakteri ve denge unsuru ise vicdan’dır.
Vicdan, kalbin kendisine rağmen bağımsızlaşarak kendini denetleyebilme gücüdür. Vicdan, madde ile mana arasındaki dengeyi yakalar ve korur. Vicdan sahibi olmak, adaletin ikamesi, dengenin korunması ve barışın yerleşmesi için temel bir meseledir. Şeytanın (vesvesenin) çalıştığı ve vurduğu yer de kalptir. Bu nedenle, kalbin sürekli olarak tefekkür edilmesi, duygu ve manevi hayatla ilişkisinin kavranılması gerekir. Kulluğu tam bir teslimiyetle yerine getirmek, zikir, Kur’an okumak ve iyilikleri çoğaltmak, kalbin güçlenmesini ve manevi alanla ilişkisinin derinleşmesini sağlar.
Sonuç olarak kalp, ruhun özü, insanın en iyi temsil edebilme liyakatine sahip parçası ve bütün vücuttaki işlevselliği yönlendiren merkezi konumdur. Kalp ile gerçekleşen namaz (salat), kişiyi kötülüklerden (fahşa ve münker) uzak tutar. İbrahim Aleyhisselam’ın kuş meselesinde istediği gibi, kalbin itminan sahibi olması esastır; itminan sahibi kalp, ilahi deneyimleri tecrübe eder ve bu sayede Kur’an okumaktan veya namaz kılmaktan zevk alır. Kalp, bütün parçaları yerli yerine konumlandırabilecek olan özelliktir.