Her Pedal Bir Umut Olsun

Biricik evladını çocuk yaşta toprağa veren, Adanalı gazeteci Kemal Yücel, umuda pedal çevirmeye devam ediyor.

Hayatını Lösemili çocuklara, kök hücre  organ ve kan bağışı yapılması konularına adayan Kemal Yücel'le detaylı bir ropörtaj yapan SoLHaber web sitesinden alıntı yaptığımız haberi okuyucularımızla paylaşmak istiyoruz:


Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından hayatta kalan yurttaşlarımızı da yaşamak için yeni bir mücadele bekliyordu. Depremin ilk günlerinde temel ihtiyaç maddelerine ulaşımda güçlükler yaşanmış, tedarik zinciri dağılmış ve insanlar birbirlerine omuz vererek, dayanışarak zor günleri atlatmaya çalışmıştı. Bu zorluklar pek çok açıdan devam ediyor.

Bu zorlu sürecin kamuoyuna çok yansımayan öznelerinden birisi de lösemili çocuklar. 1 Mart 2013 tarihinde lösemiden dolayı oğlunu kaybeden gazeteci Kemal Yücel onuncu yılını dolduran bu ayrılığın ardından hayatını lösemili çocukların tedavisine ayıran bir yurttaşımız. Bu süre zarfında bisiklet turları yaparak kök hücre bağışı için kampanyalar yapmış ve farkındalık oluşturmak için çabalar vermiş. Oğlu Ali Utku'nun adını da bu vesileyle yaşatan Kemal Yücel birçok lösemili çocuğu hayata bağlayarak insanlara umut oluyor. Şimdiki hedefleri de bisikletli ekiplerle bir tur düzenleyerek Hatay'a çocuklar için oyunca götürmek.

Deprem bölgesindeki lösemili çocukların yaşama tutunma mücadelesini, yıllardır lösemili çocukların yaşam mücadelesine destek olmuş gazeteci Kemal Yücel ile soL okurları için konuştuk.

'Deprem bölgesinde kamu hastaneleri yetersiz, özel hastaneler fark ücreti alıyor'
Deprem bölgelerindeki kamu hastanelerinin kanser hastaları için yetersiz olduğunu ifade eden gazeteci Kemal Yücel, özel hastanelerin ise kanser hastalarından fark ücreti alındığını ifade ediyor. Yücel, "Kamu hastaneleri yetersiz. Çok fazla hasta var ve bu hastalara yer ayrılamıyor. Tabi bu sadece kanser hastaları için de değil. Örnek veriyorum diyalize bağlı hastalar için de benzer zorluklar yaşanıyor. Daha başka birçok örnek de verilebilir buna. Ben kendi gözlerimle tekerlekli sandalyeye oturmuş eline cihazları almış diyaliz tedavisi alan hastalar gördüm. Biz de böyle durumlarda en yakın başka hastanelere sevk edilmelerini sağlamaya çalışıyoruz elimizden geldiğince" diyor.

 'Kemoterapi aldıkları için tedavi süreçleri başa dönen lösemili çocuklar var'
Lösemili çocuklar için esas sorunun hijyenik ortama ve sağlıklı bir tedavi sürecine ulaşamamaları olduğunu ifade eden Yücel, çadırkentlerin kanser hastaları için büyük riskler barındırdığını belirtiyor. Yücel yaşanan sorunları "Depremden kurtulanlar var ama AFAD bu hastaları çadırkentlere yönlendiriyor. Ancak buralarda lösemili çocukların barınma şansı yok. Ufacık bir enfeksiyon bulaşması bu hastaların felaketi olur. Günlük olarak suya erişmeleri lazım. Birçok hastanın rutin kemoterapi tedavileri aksamış durumda. Kanser hücreleri de geçen süre zarfında yenilendikleri için tedavi süreçleri başa dönen ya da başka bir ifadeyle hastalığın yenilendiği örnekler vakalar var. Böyle olunca da hastaya uygulanan kemoterapinin düzeyi arttırılıyor. Çoğu bünyenin de bunu kaldırma şansı olmuyor her zaman" sözleriyle anlatıyor.

 'Lösemili çocuklara ev, tedavi süreçlerine kaynak hatta vefat ederlerse...'

Bu süreçte yaklaşık 3 bin 500 lösemili çocuğu takip ettiklerini ifade eden Kemal Yücel, her bir çocuk için ayrı ayrı ilgilenmeye çalıştıklarını belirtiyor. "İçlerinde geçmiş senelerde kaybettiğimiz ama hala isimlerini ezbere bildiğim çocuklar dahi var" diyor. Yani bu çalışmalar depremden önce başlamış ve zaten takipte oldukları çocuklarla ilgili sürecin depremde özel olarak odaklanmış hali.

Yaşananları "Ev ayarlıyoruz tedavi görecek kişilere. Birçoğuna çadırkentler adres gösteriliyor ama orada bu çocuklar suya ulaşamıyor. Diledikleri gibi banyo olamıyorlar. Temiz yiyeceklere her an ulaşamıyorlar. Şu an deprem bölgesi için merkezimiz Adana diyebilirim. Çocuklarımızı burada takip ediyoruz. Ama burada yer olmayınca da farklı şehirlerdeki hastanelere gönderiyoruz. İstanbul'da bir özel hastane tüm lösemili çocuklar için ücretsiz destek olacağını söyledi. Şimdi ismini gıyabında vermek istemem ama buradaki genç profesör bir onkolog canla başla çalışıyor sadece bunun için. Elinden geleni yapıyor ve imkanlar, kaynaklar yaratıyor. Hastalar için ev bulduğumuz yere yerleştiriyor ve o şehirde tedavi sürecini planlamaya çalışıyoruz. Hatta hiç istemesek de vefatlarla karşılaşınca cenaze süreçleriyle dahi ilgileniyoruz bu çocukların" diye anlatıyor Kemal Yücel.

 'Hemen hemen her şehirdeki sayıyı biliyoruz, takip etmeye çalışıyoruz'

Depremin meydana geldiği 11 şehirde lösemili çocukların sayısını bildiklerini depremden sonra hemen iletişime geçmeye çalıştıklarını ifade eden Kemal Yücel bu süreci şu sözlerle anlatıyor:

"Tüm sayılara vakıfız. Şehir şehir biliyoruz. Ancak bu süreç artık sadece bizim takip ettiğimiz sayının ötesine geçti. Tüm kanser hastalarıyla ilgilenmek zorundayız. Hatta bazen nakil bekleyen hastalar ya da engelli bireylerin de sorunlarıyla ilgilenmek zorunda kalabiliyoruz. Olağanüstü bir dönem bu. Deprem bir doğa olayı ancak bu akıl almaz politikalar nedeniyle süreç bir felakete dönüşmüş durumda. Dolayısıyla bizim de sadece lösemili çocuklarla ilgileniyor deme şansımız yok."

 Peki mevcut hastalar dışında yeni temaslar nasıl kuruluyor?

Mevcut hastalarımızın temaslarıyla kuruluyor daha çok bu temaslar. Yani örnek olarak Şanlıurfa'da bir lösemili hasta varsa ya da Osmaniye'de onun komşusu ya da onun haber verdiği bir kişi de bizimle temas kuruyor. Çünkü özel hastanelerin istediği paralar bu hastaların hareket kabiliyetini kısıtlıyor. Ulaşım deseniz bir başka sorun. Her biri için kaynak ayarlamaya ve sorunu çözmeye çalışıyoruz.

Kemal Yücel,  'Kendisi çadırkente geçip evini hastalara veren insanlar var'

Bu kaynakları nasıl ayarlıyorsunuz peki?

Tamamen dayanışmayla. O yüzden bu sürece destek olmak isteyen herkes bize bu haber vesilesiyle ulaşabilir. Evlerini açabilirler. Bir hastanedeki masraflara katkı sunabilirler. Biz örnek veriyorum Türkiye'nin şurasında bir evim var lösemili bir çocuk için açabilirim burayı hijyen koşullarını sağlayabilirim diyen birine temas edersek ve o şehirde tedavinin alt yapısı mevcutsa hastayı oraya nakleder ve takibini yaparız. Hatta kendisi çadırkente geçip sağlam evini hijyen koşulları tehlikeye girmesin diye lösemili çocuklara veren kişiler var. İyi ki de varlar.

 'Bakanlığın hiç biri takip mekanizması yok'

Deprem sürecindeki lösemili çocuklar için sağlık bakanlığının özel bir takip çalışması olmadığını ifade eden Kemal Yücel, "Bizim ulaştığımız herkes bizim dışımızda bu çocuklarla bu başlıkta temasa geçilmediğini ifade ediyor. İnsanlarımız yaralarını kendi çabalarıyla, komşularıyla ve dayanışmayla sarıyor. Dediğim gibi sadece lösemili çocuklar ya da genel bir başlık olarak böbrek hastaları değil. Günler boyunca enkaz altında kalan bir bireyin zaten böbrek sorunu yaşayacağına kesin gözüyle bakılıyor. Bu hastalar için diyaliz, engelli bireyler için tedavi süreçleri aksıyor. Her nedense Adana'daki hastaneler de sevk etmiyor kolay kolay. Sanırım sevk ettikçe devleti aciz göstereceklerine dair bir varsayımları var. İşler yürüyor ve biz de buna hakimiz görüntüsü vermeye çalışıyorlar" diyor.

kemal yücel kimdir kemal yücel kayseri kemal yücel bisiklet kemal yücel adana