Adana Neden Bu Noktaya Geldi? Vedat Kahyalar Anlattı
Adana'nın tarımda ve sanayide neden gerilediğini, nasıl yeniden ayağa kalkabileceğini anlatan Vedat Kahyalar, çözümün üretim kültürüne dönüş ve ihtisaslaşmış OSB'lerde olduğunu vurguladı.
Adana Neden Bu Noktaya Geldi, Ne Yapılmalı?
(Bu haber, Vedat Kahyalar’ın katıldığı radyo programındaki değerlendirmelerden özetlenmiştir. Orijinal kayıtı haberin altında yer almaktadır.)
Adana, Türkiye’nin yakın tarihine damga vurmuş bir üretim şehridir. Bu nitelik bir slogan değil, tarihsel bir gerçektir. Osmanlı döneminden Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar Adana; tarımda, sanayide ve kültürel üretimde ülkenin öncü şehirlerinden biri olmuştur. Bugün yaşanan gerileme, bu üretim kabiliyetinin kaybından değil; yanlış yönetim, eksik temsil ve üretim kültüründen uzaklaşmadan kaynaklanmaktadır.
1. Adana’nın Üretimle Şekillenen Tarihsel KimliğiKahyalar: "Karataş-Çukurova havalimanı bağlantı yolu, Pozantı-Ceyhan Otoyolunun yapımına bir an önce başlanmalı"
Adana’nın üretim kimliği, 16. yüzyıla kadar uzanır. Osmanlı döneminde ilk mum fabrikasının Adana’da kurulması, o günün koşullarında aydınlatmanın stratejik bir mesele olmasıyla doğrudan ilişkilidir. 20. yüzyılın başlarında pamuk yağı fabrikaları, Milli Mensucat ve benzeri sanayi girişimleri, henüz Cumhuriyet kurulmadan bu şehirde sanayi kültürünün oluştuğunu göstermektedir.
Birinci Dünya Savaşı öncesinde Adana–Karataş demiryolu ve Karataş Limanı’nın inşa edilmesi tesadüf değildir. Adana’nın iklimi, su kaynakları ve toprağı, pamuk üretimini mümkün kılmış; bu “beyaz altın” demiryolu ve liman yoluyla Avrupa’ya taşınmıştır. Bu şehir sadece üretim yapmamış, üretimin aklını da oluşturmuştur.
Kavalalı Mehmet Ali Paşa döneminde tarımı bilen insanların Adana’ya getirilmesi, sebze üretimi, bahçecilik ve çoklu ürün desenlerinin gelişmesini sağlamıştır. Aynı zamanda eğitimli insan kaynağı da bu topraklarda yetişmiştir. Bu nedenle Adana; tarımsal, sanayi ve entelektüel üretimi bir arada barındıran nadir şehirlerden biri olmuştur.
2. Gerilemenin Temel Nedeni: Yönetim ve Temsil Zaafı
Adana’nın bugün geldiği noktayı anlamak için üretim kapasitesine değil, yönetim zaaflarına bakmak gerekir. Şehir, ülkeye ciddi bir ekonomik ve sosyal katkı sunmuş; göç almış, yük taşımış, sanayi ve tarımın merkezlerinden biri olmuştur. Ancak buna rağmen hakkını alamamıştır.
En çarpıcı örneklerden biri liman meselesidir. 1950’li yıllarda Adana’ya liman yapılması Meclis’te gündeme gelmiş, ancak “Adana zaten güçlü” denilerek liman Mersin’e yapılmıştır. Benzer şekilde doğalgaz yatırımı 1970’lerde planlanmasına rağmen ancak 2000’li yıllarda Adana’ya ulaşabilmiştir. Bu gecikme, sanayi yatırımlarının Bursa ve Eskişehir gibi şehirlere kaymasına neden olmuştur.
Adana’nın temel problemi, kendini yeterince savunamamasıdır. Diğer şehirler merkezi yönetimde daha sert, daha talepkâr davranırken; Adana temsilcileri çoğu zaman geri planda kalmıştır. Bu durum, şehrin potansiyelinin sistemli biçimde aşınmasına yol açmıştır.
3. Yanlış Teşvik Politikaları ve Üretimden Kopuş
Türkiye’de uygulanan teşvik politikaları da Adana’nın gerilemesinde önemli rol oynamıştır. Teşvikler çoğu zaman üretim yapan merkezlere değil, üretim altyapısı olmayan bölgelere yönlendirilmiştir. Oysa sanayi ve tarım yatırımları, üretim kültürü olan bölgelerde büyür.
Sanayici teşvikle yeni tesis kurar, kapasite artırır. Üretim kültürü olmayan yerde ise teşvikler genellikle üretime değil, tüketime yönelir. Bu durum, ülke genelinde olduğu gibi Adana’da da sanayinin derinleşmesini engellemiştir.
Bugün gelinen noktada, Adana’nın büyük tekstilcileri dahi savunma sanayi gibi alanlara geç kalındığını ifade etmektedir. Bu, bir pişmanlıktan çok, geç kalınmış bir dersin itirafıdır.
4. Türkiye Genelinde Üretim Akılının Zayıflaması
Sorun sadece Adana’ya özgü değildir. Türkiye genelinde üretim kültürü zamanla zayıflamış, kolay kazanma anlayışı öne çıkmıştır. Tarım ve hayvancılıkta maliyet–fiyat dengesi bozulmuş, ithalat politikaları yerli üreticiyi üretimden koparmıştır.
Çiftçi, ürününü dalında maliyetinin altında satmak zorunda kalmakta; hayvancılıkta yem–süt dengesi bozulmaktadır. Buna rağmen hasat dönemlerinde ithalat izinleri verilmesi, üreticiyi daha da zor duruma sokmaktadır. Pamuk gibi stratejik bir ürün, Adana’da neredeyse tamamen ortadan kalkmış; çırçır fabrikaları kapanmıştır.
Bu tablo, bilinmeyen bir sonuç değildir. Sorun bilgi eksikliği değil, uygulanan tercihlerin yanlışlığıdır.
5. Çözüm: Kümelenme ve İhtisaslaşmış OSB’ler
Adana’nın yeniden ayağa kalkabilmesi için çözüm bellidir:
Üretimi yeniden merkeze alan, kümelenmeye dayalı bir model.
Günümüzde üretim, tekil işletmelerle değil; ekosistemlerle yapılmaktadır. Bu nedenle:
Sera OSB’leri
Su Ürünleri OSB’leri
Hayvancılık ve Manda OSB’lerigibi ihtisaslaşmış üretim alanları kurulmalıdır. Karataş’ta planlanan sera ve tarım OSB’leri bu anlayışın somut örnekleridir. Veriler, Adana ikliminin seracılığa uygun olduğunu açıkça göstermektedir. Asıl mesele iklim değil, yatırım ortamıdır.
Bununla birlikte lojistik altyapı tamamlanmadan üretimin rekabet gücü kazanması mümkün değildir. Yol, liman, demiryolu ve havalimanı entegrasyonu sağlanmalıdır.
6. Sonuç: Üretenin Kıymet Gördüğü Bir Adana
Adana’nın en büyük ihtiyacı yeni bir söylem değil, üretimi önceleyen bir anlayıştır. Üretenin itibarsızlaştırıldığı, emeğin arka plana itildiği bir yerde kalkınma mümkün değildir. Bu mesele siyasal değil, kültürel bir meseledir.
Adana:
Üretmeyi bilen,
İnsan kaynağı güçlü,
Tarihsel birikimi olanbir şehirdir.
Doğru planlama, doğru kümelenme ve üretimi merkeze alan bir bakış açısıyla yeniden ayağa kalkmaması için hiçbir sebep yoktur.